26 Aralık 2009 Cumartesi

sonunda bu da oldu

secret a sonuna kadar inanıyorum.
biz 6 kişilik bir gruptuk orta okuldayken.çocukluğumuzu devrederken ne de güzel şeyler paylaştık.annelerinden ilk defa ayrılan çocuklardık.anne olduk yeri geldiğinde birbirimize ve o soğuk yatakhane odalarında sıcacık anılarımız oldu...şimdi 15 yıl sonra 6 arkadaş ilk defa bir araya geleceğiz.yarın doktor olan arkadaşımla beraber yunanistana gideceğiz onu da ilk defa göreceğim.çok heyecanlıyım.her şeyi sona bırakma huyum olduğu için vize almamıştım çarşamba günü gittim konsolosluğa .adam dediki 30 undan önce çıkamazsın.Niye bu kadar geç kaldın.yunanistanlılar türk düşmanı gibi gelir bize sanki hepsi düşmanlık yapacak gibi.ama şansımı deneyeyim dedim."bakın ,biz 6 arkadaştık ve 15 yıl sonra ilk defa bir araya geleceğiz"27 sinde arkadaşım evleniyo.bana vize vermezseniz kaçıracağım tek şey bu düğün olmayacak.o büyük buluşmayı kaçırırsam çok üzülürüm.adam elinden geleni yapacağını söyledi.ertesi sabah erkenden aradı beni vizeniz hazır pasportunuzu alabilirsiniz" çok mutlu oldum.yunanistanlılar türk düşmanı değiller....benim salladığım vize işi için benden çok uğraşmıştı ve iyilik yapmanın heyecanı sabah beni aradığında sesinden belli olyordu.neyse bu gün düğünde giyeceğim kıyafet için terziye gideceğim ve bavullarımı hazırlayacağım.çok işim var ve sanki o yaşlara geri dönmüş gibi içim kıpır kıpır..........yunanistanda mutlaka görmem gereken yerler var mı kimsaden tavsiye almaya da vaktim olmadı.

11 Aralık 2009 Cuma

mutlu olmak istiyorsan elini çırp..........

öykünün okul şarkıları dilime takılıyor bütün gün söylüyorum.mutlu olmak istiyorsan elini çırp,
mutlu olmak istiyorsan ayağını vur,mutlu kalmak istiyorsan hepsini yap.Fotoğraflarına baktım bu gün.ne kadar hızlı büyüyorlar.onlarla çocukluğumun her yılını yeniden yaşıyorum.28 inde anaokulu şarkıları söyleyerek dolaşmak keyif veriyor bana.


bu bakıştaki mutlulukk........



sıcacık bir yazı özledim.kumdan kaleleri.............


6 Aralık 2009 Pazar



erkenden kalktım bu sabah içim pır pır ediyor.Bu heyecana bayılıyorum.sanki ilk gibi.neşeli cıvıl cıvıl çalıştık.her şey kusursuz olsun istediğim için yine çekilmez kadın moduna girdim beğenmediğim şeyleri kendi elimle bozdum yine yaptım.ufak ayrıntılar yarattım.loş bir ortam olduğu için her yere mumlar koydum.Tuvaletlere bile.ellerimle pullar boncuklar attım yerlere..yorucuydu ama gelin ve damadın mutluluğunu görünce yorgunluk unutuldu.gelinin gülümsemesiyle nikah masamızda parlıyordu sanki.Büyü gibi bir törenle romantik bir barda evet dediler iyi günde kötü günde birlikteliğe..bizide bu ana dahil ettiler.ne iyi ettiler.İŞİMİ ÇOK SEVİYORUMMMM.

24 Kasım 2009 Salı

birinin yardımına fena halde ihtiyacım varrrrrrrr.

annemm beni bir başıma bıraktı gitti...ne güzel alışmıştım varlığına.Hayatımı kolaylaştırmasına.Çocuklarıma bakması bile büyük nimettttttttt.bAYRAM GELDİ YAAA işlerim
yoğunmuş.yardıma ihtiyacım varmış dinlemedi gitti.Şimdi ben iki çocuk ve bir sürü yapılacak işle ortada kaldım.
bu sabah kızımın okuluna yiyecek götürme sırası da bendeydi.Geçen sefer dışarıdan yaptırmıştım (süngerbob pasta ve dolma).ARTIK DIŞARIDAN YİYECEK GETİRİLMİYOR HEPSİ HAND MADE OLACAK,sağlıklı ve güvenli.iş başa düştü tabii.sabah erkenden kalktım 2 tepsi gül böreği yaptım patatesli. Çocukların bazıları peynirli yemiyor, bazıları da kıyma sevmiyor.ne kadar ortada bir ürünmüş şu patates.2 tepsi de kek yaptım.çocuklar uyandı kahvaltı yaptırdım.Müthiş bir hızla evi toparladım .kıyafetlerini giydirdim.çıktık.(minik okula gitmiyor ama evde bırakmaya korktuğum için onuda alıyorum ablasını okula bırakırken.)
Bu gün biraz farklı bir gündü.Öğretmenlerine vermeleri için çiçek aldık miniklere.Sınıf annesi bizden topladığı paralarla hediye aldı.çocuklara şiirler ezberletildi.organize bir öğretmenler günü kutlama programı hazırladık.öykü her ne kadar "ezberleyelim şu şiiri öğretmenler gününde öğretmenine okursun" dediğimde "ne gerek var anne "desede bu gün gözleri parlayarak okudu şiirini.Çünkü akşam konuştum onunla "bu şiiri okursan öğretmenin çok mutlu olacak ve başkalarını mutlu etmek iyi bir şeydir"dedim.
Şu öğretmenler gününü anelerin organize etmesi olayına da değinmeden edemeyeceğim.Bizim zamanımızda öğretmenler gününde bahçeden çiçekler toplanırdı.alalade bir buket yapardık.Köşe bakkaldanda bir paket selpak peçete alır onu götürürdük.Minik öğrenci harçlıklarımızla.gün bitiminde öğretmenin bir sürü çiçeği,selpak mendili,ince çorabı olurdu.acemice geçiştirilirdi.ama öğretmenimizi mutlu ettiğimizi sanmak yeterdi bize içimiz cıvıl cıvıl olurdu.
Şimdi sınıf anneleri herkesten belirlenen miktarda para topluyor.kalıcı güzel hediyeler alınıyor.bu yönüyle iyi.ama öykü mesela sanki fazla yaşayamadı bu günü,sanki çocuklarla öğretmen arasında değil,velilerle öğretmen arasında geçen bir seramoni bu.Kimsenin bizim zamanımızda ki çoşkuyu yaşamadığı yüzeysel bir şey...
Duyduğum tek mutluluk çocuğumun ve diğer çocukların ezberledikleri şiirleri dinlemekti.
Hayata bu kısa moladan sonra koşturmam devam etti.Eve gittim böreği ısıttım.Tabii ezgide yanımda dört yaşın tüm merakıyla bana bir şeyler soruyor ve sürekli benden yardım istiyor."anne ayakkabımı çözermisin""montumu çıkarırmısın"onu bana verirmisin"susadım ben"kek istiyorum"14:30 a yetiştirmem lazım okula.ısıttıklarımı fırından çıkardım servis kaplarına koydum.bezle sardım bir güzel soğumasınlar diye.
Koştur koştur okula gittim.Kahrolasıca ehliyeti aldım ama araba kullanma yeteneğim hala gelişmedi.oysaki sırf bu okul getir götürleri için bile her anneye bir araba şart. bunu anladım bu günlerde.Okuldakilerin yemeğini bıraktıktan sonra(yemek dualarını dinledim ama ) .dükkana
gittik minik kızımla bir sürü birikmiş ve yolunda gitmeyen iş beni bekliyor. bense hiç bir şey yapmıyorum.bayramdan sonraya erteliyorum her şeyi.Canım annem gelecek.torunlarınla ilgilenecek.bense işe konsantre olmayı başaracağım.

23 Kasım 2009 Pazartesi

herkes de böyle mi olur.


Son günlerde dörtdörtlük bir kadın olabilmek için verdiğim mücadelenin haddi hesabı yok.Önceden umrumda bile olmayan şeyler şimdi çok önemli benim için.Mutfağımtertemiz olmalı.Salonum ,yatak odam,banyom tuvaletim,çocuk odaları.....Tek yaşama sebebim bu oldu.Çocukların dağınıklığına tahammül edemiyorum.Kırıyorum onları.Her yer temiz düzenli olsun istiyorum.Tüm o hayatı ve anı yaşamak adına söylenen geyiklerin hepsini biliyorum.

şAŞIRIYORUM OKADAR BAŞINA BUYRUK,DÜZensiz,savruk,zamansız yaşayan ben nasıl bu ev kadınına dönüştüm.Hayatta beni en çok mutlu eden şey tertemiz ve düzenli bir ev.Yaşama sebebime bakkkkkkkk böööööööööööööö.

17 Kasım 2009 Salı

bütün dünyayı dolaşmak,

Hafta sonu sirkteydim hep.önce kızlarımla gittim sonra kızımın sınıf arkadaşları ve anneleriyle beraber gittik.bedava bilet ayarladılar bize 50 kişilik.gerçi biraz iş karşılığı oldu ama kızım ve arkadaşları için değer.
izlerken bir şeyi farkettim ;birbirlerine müthiş güvendiklerini ..
öyle ya onlar gecesini gündüzünü beraber geçiren insanlar.Güzel olmalı bir sirkle dünyayı dolaşmak.
böyle balonlarla süsledik çadır girişini
yılanlardan korkmam ama iğrenirim.Aç karnına yılan show yapmamak gerektiğini öğrendim.Etkisigeçene kadar saatlerce bir şey yiyemedim.ellerimi sildim durdum.Yılanı boynuma koyduğunda "boğarak mı öldürüyor." diye sordum cevap vermedi.
Ertesi gün dedi ki "benim yılanlarımın hepsi boğarak öldürür.ama ben yanındayken bir şey yapmazlar korkma."
En çok Fas lı 3 akrobat kardeşi beğendim.Vücutlarına nasıl bu kadar hakimler şaşırdım.Henüz 16 - 22 yaş aralığında olmalarına hayran kaldım.30 yaşına geldiklerinde anlatacak ne çok şeyleri olacak.

13 Kasım 2009 Cuma

ÖN KOLTUKTA OTURMAK İSTEMİYORUM AMA BİLETİM ÖN KOLTUKTAN

SİRK e gidicez kızlarımla. Kocaman bir yılan gördüm gazete reklamlarında.
korkuyorum sevmiyorum yılanları.

11 Kasım 2009 Çarşamba

yunancayı öğrenmek istiyorum hemde hemen bide yeni bir elemana ihtiyacım var sanırım

geçen yıl kurs açılmıştı niye gitmedimki sanki. niye onu dinledim. neden.
Az önce iki yunanlı geldi .türkçeyi çok az biliyorlar.birisi yıllardır müşterimiz.ben yokken sipariş vermişler.ama benim hiç bir şeyden haberim yok.9 ekimde vermişler siparişi.şimdide almaya gelmişler.sabah kızımı okula götürdüğüm için saat 1:00 de geliyorum ya işe.elemanlarda 1 saat içinde hazır olacak deyip göndermişler adamı.ben dükkana geldim.adamlarda siparişlerini almaya geldiler.elemanlar yetiştirememiş,kalıpta sorun çıkmış.ve benim bu gün haberim oluyor.
daha 1 saat beklemesi lazım işin olması için.ama adamlar yunan.zaman kavramları bizim gibi değil.1 saat sonra dediler 1 saat geçti geldik niye hazır değil diyorlar.anlatamıyorum kendimi.30 euro da kapora bırakmışlar onu geri istiyorlar.tamam vereyim dedim,bir baktım cüzdanımda sadece 50 lira var.kasadan alayım dedim, kasanın anahtarını evde unutmuşum.adamlar parayı bvermek istemediğimi sanıyorlar.polise gidicez falan diyo biri.Allahtan öbürüyle yıllardır tanışıklığımız var ki o engel oldu.Bide yaşlılar.yaşlı insanların zaten anlamama konusunda özel bir yetenekleri var.dilimizide bilmeyince düşünün halimi.
Elemanın sorumsuzluğunu fena şekilde ben ödedim yani.Adamlara haberim bile olmadığını anlatamadım.
Bana diyo ki çok sorunsuz ilişkimiz vardı niye böyle yalan oldu.niye yalan söylediniz.1 saat dediniz hala yok.paramızıda vermiyosun.
üstümde o kadar para yok nutkum tutuldu ,kendimi ifade edemiyorum,boş yere suçlanıyorum,elemana nasıl kızıyorum...neden sonra arkadaştan borç alıp döviz bürosunda 30 euro yaptırıp adama geri veriyorum.Bide parayı alsın diye gönderdiğim öbür eleman nasıl sallana sallana geliyo anlatamam. o geciktikçe adamlar polise ulaşmaya çalışıyo falan.
neyse verdim paralarını gittiler.benim 5 yıllık müşterim gittiiiii.yanındaki adama da o tavsiye etmiş bizi.bide böyle bir rezillik söz konusu.
Sorumsuzluğu affedemiyorum.bak bunu okuyan çalışanlar varsa lütfen işinize sahip çıkın.zaten piyasa kötü.yaptığınız sorumsuzluk yılların emeklerini boşa çıkarıyo......
ellerim titriyo şu an sinirden.ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.Atölyeye hiç uğramadım bile .Eleman şanslıysa gözüme görünmesin kesin kovulur bu gün.Ya da söyleyeceklerime katlanamaz kendi istifa eder.Yok yok yakında kovarım ben bu salağı.bu kaçıncı hatası.affettikçe hatalarına bir yenisi ekleniyo.tamam biliyorum çocuk iyi niyetli.Saf biraz elinde olmadan hata yapıyo ama burası da bir iş yeri.Hatalarının bedeli benim için ağır olmaya başladı.hem ne demişler aptal dostum olacağına akıllı düşmanım olsun.İşte aptal bir çalışanın olursa böyle olur.7 yıldır yanımda çalışıyo çıkartmaya da kıyamıyorum.Allahım sen bana yardım et.yada mustafa ya akıl ver.nolur ama çabuk ol.

9 Kasım 2009 Pazartesi

domuz giribi, gdo gösterdiki sağlık sektörümüzde çökmüş


kafam iyice karıştı.2 çocuğum var ve sıra okullara da gelince ne yapacağım bilmiyorum.biri bana yardım etsin...

GDO lu ürünler hakkında bilgi sahibi olmak için doktorlar programını izledim bu sabah.böyle kepazelik görmedim.Hani biz ilkokulda senin babam benim babamı döver gibi şeyler yapardıkya.Koskoca adamlar ve bunlar türk doktorları resmen s...d..k yarışına girdiler.sarışın hatunda soruyo orada oturanlara ne anladınız efendim.Şahsen ben bi şey anlamadım kafam karıştı.Lütfen yapmayın şunu hayatımın 2 saatini size izlemeye ayırmışım ;siz beni salağa çevirdiniz.

Aşı ol diyenlerinde ,olma diyenlerinde kendince haklı nedenleri var.kime ve neye inanacağımı şaşırdım.ÇOCUĞUMA KENDİ ELİMLE KÖTÜLÜK YAPMAK İSTEMİYORUM.

Domuz giribi hakkında bu kadar düşünürken cumartesi iş dönüşü yol kenarında ölmüş domuz ceseti gördüm.Bir işaretmi bu acaba.

5 Kasım 2009 Perşembe

her yerde bir aldatılan kadın aldatan erkek mevzusuuuu


defne samyeliden sonra koskoca gündem oluştu......... ne bu canım ...onun gibi kadını da aldatan var ya helal olsun.

ama biz kadınlar ezik yetiştiğimizden midir nedir.hemen kendi hemcinslerimizi suçluyoruz.ERKEĞİNİ ELİNDE TUTMAYI BAŞARSAYDI.KİMBİLİR NE YAPTIDA ADAMIN GÖZÜ DIŞARI KAYDIIIIIIIII....

Biz böleyiz.doğamızda var .hep bir suçluluk hali.

Aldatan kendi kocamız olunca bu sefer gene kadını uçluyoruz "benim kocam böle şey yapacak adam değildi o o.....u ayarttı kocamı.kim bilir nasıl aklına girdi."
yani erkekler ,aldatan erkekler size de gün doğdu hadi..bak önce biz aklıyoruz sizi.O boku yedikten sonra bide kendinizi millete affettirmeye uğraşmıyonuz.ee böyle olunca aldatmak ta elinin kiri gibi kolaylaşıyor.Kadınlar tanımış yani size bu hakkı.
Kadın kadar kendine düşman bir ırk daha yoktur herhalde.KENDİLERİNEYSE ÖYLE BÜYÜK TABU KOYMUŞLAR Kİ sıkıyosa aldatsın kadın.Aldatan kadınlarda en az kırk kere düşünüyodur.ve kendinde hep bir suçluluk hissediyordur kesin.Çünkü ilk önce kadınlar suçlayacak onu.
Keşke erkekler içinde çemberi bu kadar daraltabilsek.Toplumsal bir suçluluk duygusu aşılayabilsek erkeklere bak o zaman aldatabiliyorlar mı?
Ve aldatılan kadınlar:
"çocuklarım için katlanıyorum"
"onlar geçici sonunda yine bana geliyo"
"erkektir doğasında var engel olamam ki"
"yuvam dağılmasın"
ayaklarını bırakın artık.bu kadar taviz vermeyin şu erkeklere .
Onların eline teslim ettiğiniz şey hayatlarınız.Film koptu mu bir daha geri dönüş yok. bidaha yaşama şansınız yok.Sizi mutlu eden insanlarla görüşün sadece,Sizi üzenlerinde kıçına tekmeyi basın .olsun bitsin.Ama çocuklarım mı diyorsunuz unutmayın ki mutsuz bir anne çocuklar için daha tehlikelidir .

4 Kasım 2009 Çarşamba

bu gün herkese kızma modumdayım yaklaşmasınlar bana


okula giderken beyaz külotlu çorap giyme saçmalığı son bulsun istiyorum.

resmi kıyafet diye diye çocukların ruhlarını öldüren kıyafetleri hangi zevksiz seçiyo bunu da cidden merak ediyorum.

nedir bu ya herkesi tek tip yapma çılgınlığı.

farklılığa kimsenin tahammülü yok.

geçen gün bulut yapmışlar okulda.kartondan kesip.İplede damlalarını bağlamışlar (öykü danla diyo )sabah sınıfa bıraktım .Bak anne dedi bu benim bulutum. ağzı zikzak ,gözleri de şaşı..

Baktım bütün çocuklar ne kadar güzel yüzler çizmişler.harika gözler,gülen ağızlar.Öyküyse bir yamuk ağız bir şaşı göz yapmış.

"nasıl anne en komik benim bulutum dimi.çok farklı bir bulut o dimi anne"

Ne yalan söyleyeyim en farklı olmasına farklıydı ama nasıl içime oturdu kızımın diğerleri gibi normal bir yüz çizmemesi anlatamam.

nasıl başardılar bilmiyorum ama buda olmuş işte beni de normalleştirdiler.

kızımı okuldan alıp eve götürürken nasıl içim içimi yiyordu anlatamam.

eve gider gitmez onu oturttum çalışma masasına.

nasıl onu ihmal edipde gülen ağız çizmeyi öğretmedim.

ne sorumsuz anneyim ben.

en güzelinden iki göz çizdim bi de gülen ağız.bak dedim bi daha bulut falan yaparsanız gözlerini ağzını böyle yap.

aman anne ne saçma bir surat bu ya.herkes bu suratı yapıyo zaten demez mi bacak kadar boyuyla.

hepimiz almışız elimize bir tebeşir; etrafımıza daire çizmişiz.o dairenin çizgilerinden çıkamıyoruz.

kendi hapishanelerimizde ölüp gidiyoruz.

çizgileri silmek tehlikeli çünkü.

ne kadar başkalarının hayatlarına banzerse hayatlarımız o kadar az yara alıyoruz.

neyse bu daire meselesi daraltıyo beni bu günlerde....

yağmurrrrr yağmurrrrrrrrr yağmuurrr diye bir şarkı var ya onu doladım dilime.

kızımda şemsiye istiyo bloom lubana göreyse şemsiye kadar tuhaf bir aksesuar yok.

hep gülerim insanların elinde şemsiye tutan hallerine doğaya karşı aciziz işte.

bide şemsiyelilerin yanından geçerken o demirlerden üstüme damlayan sulara sinir oluyorum.

sen ıslanmayacaksın diye etrafına terör estirmenin ne anlamı var.dikkat etsin şemsiye kullananlarda canım.gözüm çıkacak bi gün çok korkuyorum.

23 Ekim 2009 Cuma

biri evde kaldı ,diğeri okulda

2 küçük hayat var evde bizden bağımsız gelişen.bu gün baktım sıkı dost olmuşlar.evde el ele tutuşmuşlar kurt baba oynuyorlar. " ORMANDA GEZER İKEEEEEEEEEE......" NE GÜZEL BİR ŞARKIYMIŞ O ÖYLE. ne büyük mutlulukmuş insanın iki kızı olması.birini evde bıraktım anneannesiyle,diğerini okula bıraktım.aşkıyla karşılaştık yolda.bizimki başladı kurtbaba şarkısını söylemeye aşkı önde o arkada koşmaya başladılar.park halindeki arabaların arasına girip oturdular.çıkmaları için zor ikna ettik. zor yetişdirdik okula.
İşyerimdeyim şimdi ve hala canım çalışmak istemiyo.kızlarımın gülen yüzleri ve tatlı sesleri yanımda sanki.
üstümdeki rehavet kalksın artık lütfen.
şimdi bir kahve yapıcam kendime az şekerli.yanında da çikolata ...
gün bitmek üzere ama kendime gelirim belki.ne bileyim .bi şeyde bilmiyorum ki.sonbahar sendromumu ne bu yaaaaaaaaaaaa

21 Ekim 2009 Çarşamba

ayı gillerden olabilirim şüpheleniyorummmmmmmmmmm.


ay bu günlerde üstümde böleeee hep uyusam uyanmasam hali var.temizlik, yemek, alışveriş hiç bir şey yapasım yok.İşe gelmek bile istemiyorum.evde televizyon karşısına uzanıp elimde şekersiz çayım müge anlı izleyesim var.müge anlı izlemekten bahsediyorum durumum nasıl vahim siz düşünün artık.

bu tembellik hali üstümden ne zaman kalkacak bilmiyorum.Ama kalkar kalkmaz evle ilgili çok fena projelerim var.çocuk odalarını yeniden düzenlemek istiyorum.Biri pembe biri mor olacak.Bu kararı vermemde küçük kızım etkili oldu.Bütün kız çocukları pembe sever sanıyordum ya ben bu morcu çıktı başıma.dolabı yatağı pembe.bende pembe mor karışımı bir oda yapıcam ona.şöyle tüylü tüylü avizeler vardı görmüştüm bir yerde onlardan alıcam.birde tüller sarkıtmak istiyorum yataklarından.perdelerine de el attıkmı süper olucak.

marangozumu aradım bu gün antreye dolap yaptırmak istiyorum.montları ayakkabıları her şeyi içine alsın.evlendiğim zaman aldığım dolap küçük geliyor.kocaman eve sığamaz oldum valla.


Bi de doğtaşın exculive serisinde ödüllü bir tv standı var ya işte onu almak istiyorum.Çok güzelll.Bir mobilyayla yaşadığım ilk aşk.İlk gördüğüm günden beri unutamıyorum onu.Okadar şık tasarlanmışki.baktım unutamıyorum bari alayım dedim.

Koltuklarımıda kaplatıyorum.Konuştum döşemecimle .nasıl bir şey istediğime daha karar veremedim ama.Şu kesin ki kaplatmak istiyorum.Hem adamın işçiliği çok güzel.Daha önce bir kaç şey çizip verdim ona aynısını yaptı.üstelik beklentimden daha güzel olmuştu.işle ilgiliydi gerçi o yaptıkları ama olsun evimde de bir şeylere eli değsin istiyorum.işini seven insanların yaptığı ürünleri kullanmak bir ayrıcalık bence.bilmediğim bir keyif alıyorum bundan.

ÜSTÜMDE BİR DELİLİK HALİ VAR.Evi bile taşıyabilirim .yeter ki bu rehavetten kurtulayım.

Ama ne bileyim eve yapıcam bu değişiklikleri düşünmek bile mutlu ediyor beni.Akşam mesela yatağıma yattığımda hep evi düşündüm ezginin odasına ne alsam ,öykünün odasına ne yapsam,beynimde ev yerleştirmekten uyuyamadım bir türlü.en son baktığımda saat 3 olmuştu.ben hiç bir zaman bir yerde uzun süre kalmadığım için evle eşyayla bağ kuramıyorum aramda. Değişiklik istiyorum hep.yeni bir yere taşınayım yeni insanlar tanıyayım hayatım farklı yöne aksın istiyorum.Tuhaf şekilde korkuyorum bundan sonraki hayatımı böyle yaşayacak olmaktan.Hayallerime yetişememekten korkuyorum.hep hızlı bir telaş içindeyim.bu zaman hızla akıp geçiyor ya bir kere de ben onun önüne geçeyim istiyorum.30 uma geldiğimde 50 yıllık yaşamış olmak istiyorum.

neyse şimdi koltuk modellerine,perde modellerine,avizelere falan bakıcam.sizden gelecek fikirlere de açığım bilesiniz.Özellikle antreye yaptıracağım ayakkabı mont dolabım için farklı modern kullanışlı tasarımlara çok ihtiyacım var.

15 Ekim 2009 Perşembe

sünger bob


sonunda bende yaptım.kızımın anaokuluna her gün bir anne yiyecek götürüyor.internette ne yapsam diye gezinirken kızım bu pastaya vuruldu.arkadaşlarına da sıra bana geldiğinde annem sünger bob pasta yapçak demez mi.çocuklar baktım heyecanla benden sünger bob bekliyo.dün sıra bendeydi.yaptım götürdüm.
tabiiii pastacı arkadaş sayesinde.çocuklar bu gün hep beraber sünger bobu yiyeceksiniz dedim. sevinçten havalara uçtular.resimdeki benim yaptığım pasta değil.bu blogtan baka baka yaptım.bir ara kendi çektiğim resmi de koyarım.dün o bıcırıkları yemek duası yaparken video ya çektim.
şöyle bi şeydi "YEMEĞİMİ YEMEDEN EL AÇTIM ALLAHIM SANA. AKIL SAĞLIK DOĞRULUK ,İYİ HUYLAR VER BANA.........Devamını unuttum .ayyyy ne güzel çocuk olmak.............................

10 Ekim 2009 Cumartesi

stresli,hüzünlü,huzursuz kadınlar.........


Kadın denilen varlığa ne çok rol yüklemiş doğaaaaa....günlerdir ciddi ciddi bunu düşünüyorum.kadın iyi bir kız çocuğu,kadın şefkatli anne,şehvetli sevgili,mutfaktan yükselen güzel koku,temizlikçi,ahçı,çaktırmadan ve sürekli ortalık düzenleyici..........vs .vs. vs...

eeeeeee yeter dimi bir soluk alsın bu kadın.düşün yakasından izin verin bi kendine gelsinnnn.

erkekler bir an önce kadınlara yardım eli uzatmazsa sevgisiz çocukların büyüdüğü toplumda yaşlanacağız.


Sevmeyi kimden öğrenir ki yeni doğan bir çocuk.annesinin gözlerinden aldığı pırıltıdan tabiiiiiiii.peki günümüzün yorgun mutsuz,huzursuz annelerinin gözlerindeki pırıltı yeter mi mutlu çocuklar yetiştirmeyeeee...


ben mesela ev ,okul, iş çocuklar dörtgeninde o kadar yoruluyorum ki ,farkettim bir palyaçonun papuçlarını okuyamıyorum 2 haftadır kızlarıma.ortalığı toparlarken,yemek hazırlarken,yatakları yaparken ,onlara süt ısıtırken uzatıveriyorlar kitabı burnuma kadar. "anne oku nolurrrrrrrrrrr"


"anne çok yorgun kızım, yarın okuruz"

korkarım 10 yaşına kadar böle sallıcaz çocukları, yani artık birinin ona kitap okumasına ihtiyaçları kalmayana kadar.

ölee çocukla kaliteli zaman geçirmek falanda hikayeeeeeee.O bizim günah çıkarmamız daha çok.

haniii ekonomik özgürlükten,kadının çalışmasından yana olmasam ...kadınlar bırakın çalışmayı oturun evinizde çocuğunuza bakın diyeceğim........ ama buda mutlu etmiyor biiziii.

bak sosyologlar bu konuya bir an evvel el atmalı...çözüm yolu bulmalılar bizeeeeeeeeeeeee.


(büyük kızım anaokuluna başladı...ve aşık oldu öyle şekerler ki görsenizzzzzzzzz.okulda ,parkta el eleeeeeeee.dün bizim kinin büyük aşkı annesine sorduuuuuuu "anne öyküyle evlenebilir miyim ")

20 Ağustos 2009 Perşembe

çok korkmuştum,aynı sıcaklığı bulamam diye

Dün 15 yıl dır görmediğim arkadaşım geldi çat kapı.Dünyanın en büyük süpriziydi.Dükkanda boş boş otururken telefonum çaldı."nerdesinnnnnnn"
"Döviz bürosunun bitişiğinde"
"bende ordayım ama seni göremiyorum" "elinde telefon olan benim"
o yolun karşı tarafındaydı.Karşıya geçmesini beklerden sabırsızlandım dursun şu lanet arabalar ve hemen ona sarılayım istedim.Sevgililerimi beklerken bile böyle bir duygu yaşamamıştım.
"Çok değişmişsin" "Sende "
Bun denli değişmesi tuhaf geldi bana .ulan 11-12 yaşlarındaydık.çocuktuk yani...Şimdi aradan yıllar geçti ben evli barklı kadın oldum.iş güç sahibi koca insanlar olmuşuz ikimizde.Değişmemiz çok normal.ama gelde bunu beynime anlat....zamanın hızla akıp geçtiği bir geyik değil.gerçeğin ta kendisi.....
Arkadaşımla karşılaştığımızda ya soğuk nevalenin biri olduysa ,ya avukat oldum ayağına havalardaysa,ya eskiye ait güzel duygularımın içine ederse diye çok korktum.Ama çok şükür korktuğum gibi olmadı.Bunu aynı özlemle oda bana sarılınca hissettim.Sanki 15 yıl geçmemiş yada geçen süreçte de birlikte yıllanmışız gibi...
Ayrılma vakti gelince gitmelerini hiç istemedim.Ama almancılar dönüşte ya gümrük kapısında çok sıra varmış dönmek istediler. o kadar çok konuşulacak şey vardı ki daldan dala atlıyorduk.
anlatmayı unuttuğum çok şey kalmıştı gittiklerinde ve nişanlısına ne kadar şanslı olduğunu söylemeyi de unuttum.ne kadar özlediğimi, ne kadar sevdiğimi de söylememişim bak şimdi farkettim.
onlar gidince zülfüyü dinledim "gözlerin" "bulup yitirmek yitirmek " buydu işte bulup yitirmek.
akşama kadar gözlerin dinledikten sonra melankolik adımlarla eve gittim.Evde kızlarım,mutlu kızlarım kapıyı açınca bana kendime gelmem çok sürmedi.yemekten sonra attım onları arabaya gezdik.kafa dağıttık.5 yaşındaki kızım da diyor ki "anne böyle kızkıza takılmak ne güzel .üç kız geziyoruz."
EVET ÇOK GÜZEL.hayatı ıskalama şansımız yok madem hayatı şölene çevirmeliyiz o halde. dimi yani.
gece uyuduklarında odalarına gittim üstlerini örttüm.
çok güzel dostluklar kurmalarını onları mutlu edecek insanlarla yollarının çakışmasını diledim.
Ben daha odalarından çıkmadan üstlerini açmışlardı bile

18 Ağustos 2009 Salı

hayatı ıskalama lüksün yok senin

yoğun iş tempomun içinde sürüklenirken suratıma bir tokat gibi çarptı bu sözler; hayatı ıskalama lüksün yok senin .Nazım hikmete nasıl aşık olduğumu bilen bir arkadaşım göndermiş bu şiiri bana..Bi de benim arkadaşlarımın doğa üstü güçleri var.ruh halim neye ihtiyaç duyuyorsa birisi buna uygun bi şey mutlaka gönderir ...Yıllardır kahrımı çektiler beni benden iyi biliyolar artık.
işimi mükemmel yapabilmek için uğraşıp didindiğim uykusuz yorgun günlerimin birinde dedim ki bi şeyler yanlış gidiyor...zaman hızla akıp gidiyor.etrafımdaki insanlar bana abla falan demeye başladı.kenarda da yaşadıklarımdan çok yaşayamadıklarım birikmiş.Napsam da hayatımı elime geri alsam diye düşünürken Nazım cığımın bu şiiri ilaç gibi geldi .ne diyor adam hayatı ıskalama lüksün yok senin ..Evet yok.biliyorum biliyorum ama bunun niçin ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.Kendime bir liste yapıcam..beni mutlu eden şeyleri yazıcam ve mutsuz edenleri...sonra bu mutsuz den şeyleri tek tek çıkarıcam hayatımdan...Bide çok stresliyim ben.Cumartesi günleri en yoğun günüm,o yüzden cumartesileri sinirim tavan yapıyor.her şey o kadar mükemmel olsun istiyorum ki hiç bir hata hiç bir eksik olmasın diye didinirken elemanlara da bağırıp çağrıyorum. (nasıl katlanıyorlar bana zavallılar.ama seviyorumda onları hepsi çok iyi çocuklar.)Önce bu stresli halime çözüm bulmalıyım.öfkemi kontrol etmeliyim.Acilen yapmalıyım bunu.Çevremde terör rüzgarları estiriyorum çünkü.
Bi de çözemediğim bir manyaklık var üstümde.2 aydır şu yoğunluk bitsin alcam çocukları yunanistana gitçem diyodum.Al bitti yoğunluk.Şimdi de içimde bir yere gitme isteği yok.Niye böyleyim ben.Ben bile bıktım kendimden.Allah etrafımda kilere sabır versin.
YOK YOK mutlaka kendimi mutlu edecek bir formül bulmalıyım.Halis Toprak ne diyor kendi mutlu olmayan başkasını nasıl mutlu etsin.O da evlendi gencecik kızla herkesin ağzına sakız oldu.Ama sonuçta adam mutlu.Kız mutlu...İşte böyle olmak lazım.Başkaları ne der diye düşünmeden bencilce kendi mutluluğunun peşinde koşmak lazım.bencil ve mutlu günlerimi özlüyorum.Şimdi sevdiklerime öncelik tanıya tanıya kendimi en arka sırada bırakmışım. Bana sıra gelene kadar da hevesim geçiyor zaten vazgeçiyorumyapmak istediklerindem
öyle işte süreüklenip gidiyorum bu aralar..............

3 Temmuz 2009 Cuma

çıplak ayak basmak toprağa

hızlı telaşlı öfkeli...zaman mı geçip giden.olmasını istediğim gibi değil hayat biliyorum.hayal ettiğim gibi olması için uğraşırkende hayatım şekilleniyor.hiç bir şeye yetişemiyorum.gelip gelmeyeceğini bilmediğim yarınlara yaşıyorum.hayatla mücadele etmek istemeye istemeye mücadelenin tam ortasında olmak ne garip.Oysa ben tıpkı nazımın şiirindeki gibi basit yaşamak istiyorum.ayaklarım toprağa değsin,kirazın suyu süzülsün dudağımın kenarından.Kızlarım büyüyüp gitmeden kuma çamura bulaşalım,çok gülelim istiyorum,çok eğlenelim.

19 Mayıs 2009 Salı

FARKLI BİR ŞEY YAPMAK İSTİYORUM


BÖYLE İŞE YARAR BİR ORGANİZASYON YAPMAK İSTİYORUM.ORG. BİRİLERİ EĞLENİRKEN BİRİLERİ BİLİNÇLENSİN İSTİYORUM.yada birileri maddi anlamda bundan yararlarsın.ufak bir çocuğun yüzü gülsün.uçurtma şenlikleri,gençlik konserleri,çocuk festivalleri kesmiyor artık beni...kadının sosyalleşmesini özelliklede evli ve çocuklu kadının dikiş nakış kursu harici sosyalleşmesini bilinç kazanmasını sağlayacak bir oluşum olsun istiyorum.ama ne yapabilirim bilmiyorum.öyle yoğun tempoyla çalışıyorum ki ....sağlıklı düşünmeye vaktim olmuyor

7 Mayıs 2009 Perşembe

hazırlıksız yakalandım geneeee

benim hayatımda hiç bir şey böyle yavaş sakin huzurlu olmayacak mı.koşu beygiri gibi dört nala mı geçiricem ömrümü.yok ben elimi eteğimi çeksemde, artık evimde bacaklarımı uzatıp yatıcam ve keyfime bakıcam desemde olmuyor.Dün sabah duş alıyordum sabahın köründe.Evde kimse yok.Tek başımayım.Birden kapı açılma sesi duydum.yürüme sesleri falan.usul usul sesler böyle..İçimden neler geçiyo bir bilsen.ya hırsız girdiyse.ya sapıksa .ya katilse.çocuklarımı son kez göremeden gidicem...yani banyoda nefesini tutup ölümü beklemek çok tuhaf bir duygu.bitti lan şimdi diyosun.yaşam buraya kadarmış.hayattan sıkılıp ölmeyi istediğim günler geldi aklıma...bak geldi işte ölüm...Neyse ben paranoyakım ya banyodan çıktım bütün evi dolaştım hiç kimse yok.kapı arkalarında beni elinde satırla bekleyende yok.ve şansım var kızlarımı bir kez daha görücem.üst kattan geliyomuş o sesler kapı sesleri yürüme sesleri falan.sabahın o saati ya sanki bizim evde gibi duyuluyordu..giyinirken aklımdan geçirdim.evi değiştirsem mi acaba.taşınmanın yoruculuğu geldi aklıma vazgeçtim.hem sonra alıştım ben bu eve.giriş kat parmaklıklı falan çocuklar içnde güvenli hem 100 m2 salonu var.mutfağıda kocaman.bunları düşünürken farkettimki 4 yıldır oturduğum bu eve alışmışım."ama" dedim" ya ev sahibi çıkın derse".yeni ev aldı kendine o istanbulda .buraya dönmesi imkansız .ama ya paraya sıkışırsa ...satsa bize alırmıyız bu evi.hayır .giriş kat ve parmaklıklı olması çocuklar küçük olduğu için tercihimdi.ömrümün sonuna kadar parmaklıklı bir evde oturmak istemiyorum.bir yandan giyiniyom bir yandan bunları düşünüyom görcen.çocukların odaları da küçük hem.sonra dedim salak karı giyin hadi işe git.sabah sabah ne senaryolar bunlar böyle.Gündüzde aklıma geldi ara ara .. müşterilerin düğünlerini planlıyoruz ben yeni bir eve taşınırsam çocuk odasını nasıl yaparım diye düşünüyorum.beynim yorulmuş bir şekilde eve döndüm akşam.çocuklarımda eve dönmüşlerdi beraber yemek yedik.yattım ben hemen.büyük kızım geldi yanıma boynumda onun küçücük ,sıcak nefesiyle uyuyakalmışım.yüc geldi sonra ...ona kapıyı açmaya kalktığımda uykum kaçtı.bursadan bana kestane şekeri getirmiş (kafkas) onları yedim bir güzel..saate baktım gecenin 3'ü yüc pijamalarını giyerken yatağa daldım.bana dediki artık değiştirelim bu evi...
"delimisin" dedim."bu iş yoğunluğunda kim uğraşacak taşınmayla"
"seviyomusun bu evi"
"bilmem.alışkanlık desek daha doğru olacak"
"bu evin değeri kaç para sence ,yani satın alsan kaç para verirsin"
"satın almam bir kere.parmaklıklı olması çocuklar küçükken iyi ama ömür boyu oturmam bu evde"
bu soruların nereye varacağını tahmin ettim.
"ev sahibi evi satmak istiyormuş.acil paraya ihtiyacı varmış.önce beni aradı siz alırmısınız dedi"
"almayız."
evet almayız ama böyle aniden taşınmak zorunda kalmakta hiç hoş değil.anılardan kopamadığımdan değil.mekanlarla duygusal bağlarım yoktur benim.evlilik öncesi hayatımı göçebe yaşadığım için..tebdili mekanda ferahlık bile vardır hem..işte eşya toplaması,ev bulması ,eşya taşıması,yerleşmek kolilerle sefalet çekmek.aniden lazım olan şeyin bir kolinin en altında olması falan.bunlar zor.
şaşırdığım konuda şu :secret kitabında yazanlar benim hayatımda doğrulanıyor.evrenden ne istersen evren sana onu hazırlayıp sunuyor yanii.cidiyim bak bana hep oldu bu.kimi rüyamda görsem gündüz karşıma çıktı.işe almayı düşündüğüm insanlar.başka yerlerde çalıştıkları işlerini bırakıp bana form doldurmaya geldi.dün sabah ev hakkında bu düşünceler beynimden geçerkende dedimki "bu kadar düşünme bak gerçek olacak".ne yalan söyleyeyim yüc akşam değiştirelim bu evi dediğinde arkasından söyleyeceklerini biliyormuş gibi gülümsedim.yine secret ı yaşadım yani aklımdan geçirdim ve evren bana verdi.evrenin bana kıyak geçtiğini düşünüyorum .beni olaylara önceden hazırlıyor yaniii.
içimde kıpır kıpır bir şeyler oluyor.yaşam enerjim mi arttı ne bu gün ev araştırmaya çıkıcam.seneye kızım anaokuluna başlayacak o yüzden okul sınırlarının içerisinde bir ev bulmalıyım.birde kocaman balkonu olsa orda köpek bakabilsek öykü buna çok sevinir.köpek manyağıda kendisi.kahvaltıda sordum onlara
"bu evi seviyomusunuz"
"seviyoruz anne ama bu evden taşınmalıyız.köpek bakabileceğimiz bir evimiz olmalı artık."
"üzülmez misiniz bu evden taşınınca.odalarınızı özlemez misiniz."
"saçmalama anne niye üzülelim.taşındığımız evde yeni odalarımız olacak.çok güzel olcak anne taşınalım nooooluuur."
ana çekmişler ikiside........

6 Mayıs 2009 Çarşamba

faili meçhul tecavüz

gazetede okudum bir erkek bebek cesedi bulunuyor.üzeri yorganla örtülü minicik.cesedin annesi 12 yaşında ,babası 80....bu dünyada 80 yıl yaşamış bir insan bu dünyadan hiç mi nasibini almamıştır ki 12 yaşındaki masum bir meleğe tecavüz edebilir.ya hamile kalmasaydı o kızcaz.mavi yorganla örtülü bebek cesedi çıkmasaydı ortaya...tecavüz devam edecekti şüphesiz.düşünsene belki şimdi şu anda sen elinde kahve bunları okurken ,küçücük bir kız çocuğu tüm çaresizliğiyle boyun eğecekti üzerinde 80 yıllık buruşuk bir ihtiyarın debelenmesine.tesadüf sonucu ortaya çıktı bu kokuşmuş iğrenç ötesi olay.bu olayları duydukça artık daha iyi kavradım ki çok tecavüz olayı var özellikle masum çocuklara uygulanan bunları engellemenin bir yolu olmalı.o zavallı çocukları koruyamıyoruz..yok yok gözlerimin önüne geldikçe kafayı yiyecem 80 lik pezevenk ,12 yaşında küçücük ,kendine ne yapıldığını anlamayacak kadar küçük bir çocuğa bunu nasıl yapar.Kendini asması lazım bu insanın .aynada yüzüne bakabiliyomu bu herifler.geceleri rahat uyuyabiliyorlarmı.birde kızına 7 yıl tecavüz eden baba var.biz evlatlarımızı sevmeye bile kıyamazken...pucca bir yazısında eşeği bile miken bir tür bu diyordu erkekler için..tabii bütün erkekleri suçlamak büyük haksızlık olur.adam gibi adamlarda zaten en az bizim kadar belki bizden fazla kızıyor bu sapıklara biliyorum.
Karar verdim artık kendimi bu olaylara adayacağım.Ne yaparım bilmiyorum ama sosyal sorumluluk projelerinde anneleri çocukları, bilinçlendirebiliriz.emily dickınsonun şiirinde dediği gibi bende bir tek tecavüze uğrayan çocuğu bundan kurtarırsam boşuna yaşamış olmayacağım.
bilmediğimiz daha o kadar çok buna benzer vaka vardırki düşüncesi bile beni öfkeşendiriyor.Bu minik çocukları korumalıyız.

1 Mayıs 2009 Cuma

kuaföre tek başıma gitmekten nefret ediyorum

yaz geliyo ya,içimde bir şeyler uyanmak için can çekişiyo sanki..Bir değişim sürecine girmeye mecbur hissediyorum kendimi...Kuaföre gitmeliyim.yeni kıyafetler,ayakkabılar,makyaj malzemeleri almalıyım.bu zamanlarda can ciğer bir kız arkadaşa çok ihtiyaç duyuyorum.Zamanında çevresini erkek arkadaşlarla donatmış olan ben şimdi bir kuaföre gitmelik bile kız arkadaş bulamıyorum.Sinir oluyorum tek başıma kuaföre gitmeye.Kapıdan giriyosun,herkeste bir halkla ilişkiler gülümsemesi.Sanırsın ki saçlarının yaşaması onların elinde.Ne istediğini anlattığında
"aııı ben sizi anladım hiç merak etmeyin"ler.
Anlayamadım diyenini hiç duymadım.Ama bir kuaförzede olarak ben, anladığını uygulayanını da görmedim.Kafandaki tabuları yıkamıyosan yapma bu işi kardeşim.Git şarküteride et doğra.Allah Allah.Sokağa bir çıkıyosun herkes aynı.Ben tam 3 yıldır saçlarımı önleri uzun arkaları kısa katsız bir model kestirmek istiyorum.Bu tarifi ilk yaptığım kuaför mantara benzetti beni.Saçlarım arkadan öne doğru uzun geliyodu evet ama üsttede arkadan öne doğru gelen bir kat vardı.bu katı öyle kısa kesmişti ki sabah uyandığımda kafam havalimanı gibi oluyordu.Gecelerimi ayna karşısında geçirir olmuştum.Sinirden ağladığım bile oldu.İşini düzgün yapmayan kuaförlere sesleniyorum;müşterinizi çok iyi dinleyin ,çünkü bu saçı siz değil onlar kullanacak ve yediğiniz küfürün haddi hesabı yok benden söylemesi.
Daha istediğim modele ulaşamadım 3 defa kestirdim.Şimdi uzmasını bekliyorum ve artık akıllandım kuaföre gittiğimde oturucam koltuğa ve saçımın önlerini avucumda sımsıkı tutup bunlara dokunma kardeşim diycem.Birde yeni yöntem geliştirdim;istediğim saç modeli alt resimde onun çıkışını alıp cüzdanıma koydum.Her zaman yanımda taşıyacağım.Beni anladığını söyleyen kuaförlere bir de görsel açıklamada bulunacağım,bakalım sonuç ne olacak.Bende bu şanssızlık varken kesin görme özürlü birine denk gelirim.
Bir de kuaförde geçirdiğim ilk bir saat sonra bende tuhaf bir şey oluşuyor.bölee hipnoz hali gibi bi şey..Beynim mi uyuşuyo ne oluyosa konuşamıyorum.Fönlerin sesi..dedikoducuların bırbır ları...
yeni yetmelerin ayy böbüşümlü asırlık telefon görüşmeleri.Salonda bulunanların beynini mikmeye ne hakkın var ..bir kuaför salonunu mu buldun sevgilinle telefonda konuşacak.
Kaprisli karılar var birde ..Onların bıdı bıdıları..Oriel kokusu,oje kokusu,boya kokuları ,arada bir duyabildiğin müzik....Ayyy işkence gibi aslında kuaföre gitmek.hele yalnızsan işkencenin dozu ikiye katlıyor.
Ben dün yalnız gittim kuaföre.Daha önce hiç gitmediğim birisiydi.Yarım saat saçım hakkında konuştuk.Ne istediğim.Son yıllarda neler uygulandığı.ve cebimdeki fotoğrafı da gösterdim ona...
Sonra koltuğa oturdum .her hareketini izliyorum ama .Hata yapsa hemen uyarıcam.Beynimin uyuşmaması için çaba sarfediyorum.Görseniz.Nescafe içtim bir kaç tane..Saçıma röfle yapıldı.Sonuç.istediğim gibi.Bunu görünce kendime güvenim geldi.Tuttum saçımın önlerini.Bunlara dokunma sadece saçımın arkalarınıenseden kısa başlayıp öne doğru uzun gelecek şekilde kes dedim.Sonuç.istediğim modele bir adım yaklaştım artık saçlarımın önleride yeterince uzayınca arkayı tekrar kestiricem ve tatatatammmmmmm .
Siz siz olun kuaförün her hamlesini takip edin.Birde arkadaşsız kuaföre gitmeyin.Çok sıkıcı.Kendinize de kıskanç olmayan en az bir tane kız arkadaş bulun.Kuaföre gitmelik,ayakkabı bakmalık,Kıyafet seçmelik sokakta kikirdemelik ,kızsal konularda kız arkadaş şart.
Buda benim istediğim saç modeli sağdaki

28 Nisan 2009 Salı

benim listem


bu sabah erkenden işyerime geldim.Aldım elime kağıdı kalemi liste yapmaya çalışıyorum.Beni bu hayatta mutlu eden şeyler ve sinir eden şeyler diyeeeeeeeee sınıflandırdım..

Sinir olduğum o kadar çok şey var ki..(Demekki ben yanlış hayatı yaşıyorum)...Mutlu olduklarıma gelince beni en mutlu eden şeyin kızlarımın ikisine birden sarılıp kokularını içime çektiğim an olduğunu farkettimmmmmmmmmmmm....

Kızlarım uyuyordu ben çıkarken.Yanlarına uzandım minicik yanaklarını öptüm.Ayakları öylesine minik ve tatlıydı kiiiiiiiiii.

Onları uykuların en güzelinde bırakıp kalktım buraya geldimmmmmmmmm.Iskaladığım şey ;onlarla neşeli bir kahvaltı.Çay kokusu,ekmek kokusu,yesinler diye halis harikalar diyarındaki rafadana benzettiğim yumurta.

Şu anda yaptığım şey ne Müzik eşiliğinde hayatımın listesini çıkarıyorum.Müzikte "Manga Dünyanın sonunda doğmuşum" arkadaşım gönderdi az önce .Tamda ne dinlesem diye aranırken.Farkettim ki iyi dostların olağan üstü yetenekleri var çok uzakta da olsalar ruh halini anlayabiliyorlar.Ne istediğini hissediyorlar adeta.İyiki dostlar var.İyi ki dostlar.

26 Nisan 2009 Pazar

HAYIR DİYEMEDİKLERİM...


Bir yerde okumuştum Türkler hayır demeyi bilmiyor diye.Aslında hayır diyememek biricik hayatlarımızdan o kadar çok şey götürüyor ki.Hayatımızı nasıl yaşamak istiyorsak bunu belirlemeli ve standardımıza uymayanı elşimizin tersiyle itmeliyiz.
iş,müşteriler,çocuklar,tanıdığım bütün insanlar ve
hayır diyemediklerim hoyratça harcıyor zamanımı...

oysa ben yaşamak istiyorum.
işkolik halim ,beni mutlu eden halim sanırdım hep belki de yalnızlıklarımı gizlemek içindi işe bu kadar sığınışım.
Şimdi tam mola yerindeyim hayatımın ...Bir nefes aldım içime ve bir sonraki nefeste hayatımı geri almak istiyorum...70 ime geldiğimde yaşadım diyebilmek istiyorum

23 Nisan 2009 Perşembe

bim bam bom

tuğbişim
bana smart blogger ödülü göndermiş .sonunda bende smart oldum yaşasınnnnnnnnnn....
teşekkürler tubişimm .ama bu ödülün kuralları var .şimdi 4 kişiye göndermem lazım bakalım kim bu şanslı 4 smart....Hımm.. Hımm...
panduf birr
prima rima
ikiiiiii (ne güzel nick dimi)
kurbiş
üçççç
kocasını seven kadın
ve dört. sizi smart blogger ilan ediyorummmmmmm.ama bunun kuralları var tabii
ÖDÜLÜN KURALLARI
1-Ödülü verenin linkini yayınlamak.
2-Ödülü verdiğin kişilere mutlaka haber vermek.
3-Bu ödülü verdiğin blog sahibinin linkini vermek.
4-Gördüğünüz resmi eklemek.

6 Nisan 2009 Pazartesi

KÖSTEBEĞİN EZİMETİ

Dün maaile dağa gitmeye çalıştık.
Uyandığımda hava çok güzeldi.Nasıl temizlik yapasım geldi anlatamam.Erkenden kalktım .Kışın
kötü izlerini silmek için evde köklü bir temizliğe başladım.
Muhterem kayınvalidem dağa gidip dağ havası almak istemiş.Aradı.Hamurişleri yapmış mis gibi...Bunu duyan oğlunu dağa gitmeye ikna etti tabii.Erkeklerin aklını hep lezzetli yemeklerle çeleceksin .70 yaşında kadın işi biliyo tabii.
Bense temizlik modundayım.Asla dağa falan gitmek istemiyorum
Eşim de beni ikna etmek için çocukları kullanıyo.ÇAKAL.
Çocuklara dedim siz babanla babaannenle gidin çok eğleneceksiniz.Bende tek başıma krallığımda misler gibi temizlik yapacağım.
Minik dudaklar büküldü "ama anne sen olmazsan biz naparız"
Çocuklarımın neşesine katılma isteği temizlik isteğimden ağır bastı tabii ...
BENİ DE İKNA ETTİLER.
Bende küçük kızları mutfağa davet ettim.Günlerdir yapamadığımız köstebek pastayı yaptık.
Tarifte tutarsızlıklar vardı kendimden de bi şeyler eklemek zorunda kaldım.
Küçük yardımcılarım mutfağı talan edip mikseri bozduktan sonra ,sessizce görev bölgesinden çekildiler.
Keki yanmaktan son anda kurtardım
Ortadan ikiye keserken kızlarım büyücüymüşüm gibi bana bakıyorlardı.Gözgöze geldik.Bakışlarını kaçırdılar.Suçlular,meraklılar,kekin ikiye kesildiğini hayatlarında ilk kez görüyorlar,küçücükler ve çok tatlılar..........
Köstebeği güç bela yaptık kalıba koyduk,termoslar,tabaklar ,çatallar....her şey hazır
Çıktık evden ,Kafileye bizim aile (anne-babam)da katıldı.Kardeşimde müstakbel eşi ve çocuğuyla ek kontejyandan dahil oldu.Son olarak muhterem kayınvalidem ve hamurişleride kadroya katılınca kendimizi dağ yoluna vurduk.
Kayınvalidenin beğendiği bir yere konuşlandık.
Yer keşfi yaptıktan sonra sıra çay faslına geldi.
Kekler ,börekler,kanepeler,poğaçalar,veeeeeee benim köstebek pastam hepsi bir arada muhteşem görünüyordu.
Ben yiyecekleri hazırlayana kadar benim küçük kadınlarım papatya toplamışlar iki ellerinde de papatyalarla geldiler.
"Canım annem bize tac yaparmısın" dediler.Babası bu çocukları böyle yalaka yaptı.
yapmazmıyım.
Neyse sıra hamurişlerini afiyetle yemeye geldi.Büyük kızım uçarcasına gelerek oturdu.Ama nereye oturdu?
köstebek pastanın üstüne.
Sağlam kalan yerlerinden yediğimiz kadarıyla tadı nerdeyse mükemmel.Ama köstebek pasta kızlarımın litarütüründe iyice yerini aldı.
"Artık sincap pasta yapalım anne " diyorlar.
Dağ maceramız güzeldi.
İstop, yakan top gibi oyunlar oynadık.Çocuklar topumuzu almak için mızlayıp durdular.Bi rahat oynatmadılar adamı........
Pikniklere dinlenmek için gidilirde niye yorulunur anlamış değilim.Yoksa bir benmiyim yorulan ,tuhaf olan ben miyim anlayamadım.
Dönüşte gece miniklerin bile yatmasını beklemeden attım kendimi yatağa,ilerleyen saatlerde uyandığımda baktım herkes üstündeki kıyafetlerle sızmış.Babaları ve kızları...
Bu rahat bu vurdumduymaz adamdan bir nesil daha yetişiyor heyhat.
Ne demişti "ben ilgilenirim kızlarla sen uyu.....rahatına bak"
Bu gün bile her yerim ağrıyor.Bir hafta atamam bu yorgunluğu üstümden.
Haftaya da babamların balık planı var.Bahar geldi bizimkiler attı kendini kırlara bayırlara....
Zavallı benide sürükleyecekler arkalarından biliyorum.........
bu dağdan bir görüntü

bu da korudağ da gün batımı muhteşem dimi....
bu da papatyadan tac

4 Nisan 2009 Cumartesi

un YOK

bu gün üzerimde bir manyaklık var.Ne yapacağımı kestiremiyorum.hayatımın neresinde olduğumu da.........avaz avaz şarkı söylüyorum sabahtan beri...YA BU GÜN O GÜNSE HAYATIN SON GÜNÜYSE......................

Bir an önce eve gitmek istiyorum,kızlarıma sarılmak.Onlarla köstebek pasta yapmak istiyorum.
Semracımdan aldım tarifi 3 hafta oluyor tarifi alalı .Ama ben malzeme eksikliğinden yapamıyorum.tarifi ilk aldığım gün kızlarımla girdik mutfağa.önlüklerimizi taktık."
Süper kızlar köstebek pasta yapıcaz hazırmısınız" "hazırız anne"
"mazemeleri sayıyorum getirin bakalım"
"süt"
"burda anne"
"şeker "
"burada anne"
"un" "hadi ama bekliyorum"
UN YOK
nerde ....Her yere baktım un bitmiş.Ertesi gün eve un alıp gittim.Kakao yok.Bir gün yumurta ,bir gün süt derken 3 haftadır süper kızlar köstebek pasta yapamıyor.
iş manyağı olduğum günden beri evle ilgili her şeyi unutuyorum.Bu gün itibariyle eksik malzemem margarin onu alıp gidicem eve,kızlarımla köstebek pasta yapıcam.
kimbilir belki bu gün o gündür, hayatın son günüdür.
Bir köstebek pasta yapamadan öldü kadıncaz desin sonra kızlarım ardımdan.
Çocukluk ne güzel .Keşke beynimin tortularını silip,basit bir pasta yapmak beni mutlu edebilse..........
eve gitmeden önce margarin almayı unutma ,minikler köstebek pasta için seni bekliyor.

2 Nisan 2009 Perşembe

RAin man

otizm hakkında bilinç oluşturmak için buraya bakabilirsiniz.Onlar var ve hayatımızın içindeler .
Normal olmayanı yadırgamak doğamızda var.
ama ya normal o0lmayan bizsek

1 Nisan 2009 Çarşamba

Fazıl Say 'ın mektubu

Müzisyen Fazıl Say, seçimin ardından Deniz Baykal'a bir mektup yazdı...

İşte o mektup:
Mustafa Kemal Atatürk,bugün bu saatte yaşıyor olsaydı, muhtemelen: "AKDENİZ'DEKİ ORDULAR!!İLK HEDEFİNİZ, ANADOLUDUR! İLERİ!!!"emrini verirdi...Ülkenin deniz kenarındaki hemen hemen bütün şehirleri AKP'nin elinden geri alındı dünkü seçimde...Ege, Akdeniz tamamen...Karadeniz'in ve Marmara'nın da çoğu... Büyük kısmı CHP de toplanarak...

Batı Anadolu . (İzmir mesela) kilitlenmiş durumda...Ezici bir üstünlükle.

Güneydoğu,Kürtler,...Çok haklı olarak DTP de karar kıldılar..Onlarınki de ezici üstünlük...Orta ve Doğu Anadolu ve tabiki Ankara ve İstanbul'un milyonlarca nüfuslu varoşları ,iktidar partisi AKP de...Bu da %39 demekmiş tam olarak...Ak Parti'yi zor bir 3 yil bekliyor..Ama unutmayın: Tayyip Erdoğan usta bir liderdir..En azından bu elindeki %39 u asla kaybetmiyecektir,ve siz gelip %39 dan fazlasını almadığınız sürece debiz burada boşuna dil döküyor olacağızdır...

Ülkenin batısı Yunanistandoğusu Afganistan gibi...İnsanları da öyle...Atatürk:"Ben halkı niye dinleyeyim? Halk beni dinlesin!" diyen, cesur tip bir liderdi...Bu ama,"tarihe not düşen" büyük liderlerin uslubudur..Kendisinden sonraöyle bir lider gelmedi...Büyük bir bağlama üstadı olan Arif Sağ'ın:"Ben sazımı ne dinleyeyim? Sazım beni dinlesin!"demesi gibi...Aynı şekilde,Arif Sağ'dan daha iyi bağlama çalan henüz yok...Ludwig van Beethoven ,sağırlığında bile bütün insanlığa kendini dinletmekte...Niye???Deniz bey," Toplanalım psikolojisi"nde size destek vermekteyiz...

"Bölünmeyelim,ufalmayalım,ezilmeyelim, mahvolmayalım" psikolojisi...Ne sizin parti başkanlığınız,ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul liderliği ,umurumuzda değildi ...Derdimiz endişelerimizdi...Ve onlar hala varlar...Kılıçdaroğlu'nun dürüstlüğü...

Düşünün ki bir Sezen Aksu var,sürekli Tarkan ve Ajda Pekkan'ı eleştiriyor,"Kirli söylüyorlar" diyor(yolsuzluk yapıyorlar der gibi misali örnek),"dürüst değiller" diyor (playback yapar onlar der gibi keza) vesaire...Ama eninde sonunda halk da Sezen Aksu'ya soracaktır:

"Peki ya sen ne yaptın?" diye...

Biz de sadece beklemedeydik,Kılıçdaroğlu kazansaydı neler yapacaktı diye...Yöntemi ama: "Müthiş bir şey" değildi! Hem de hiç değildi...Zaten kazanamadı da...Yazık oldu, görmek isterdik,"gelse ne yapardı?"yı...

Sayın Baykal,Eskişehir,Ordu ve İstanbul-Şişli'nin laik oy olmasına ,ama seçim haritasındaki renginin farklı olmasınaüzülmediniz mi siz??Artık ne zaman Türkiye'nin sol-laik oy bölünmesinden kurtulacağız??Ne zaman??1980'ler ve 90'lar da kaç kere fırsat tepildi bu sebepten???...Sırf bu bile "huzursuzluk"...hepimizde...Ben Eskişehirli olsam mesela :şehrimde mucizeler yaratmiş bir Büyükerşen'den asla vazgeçmem.Ama Türkiye genelinde DSP'nin %2 oy alacağını da bilerek...Hazin bu... Sorumlusu sizsiniz...Anadolu şehirlerinde ise endişeler iyice artmakta,Elazığ??Sivas?? (Aşik Veysel'in Sivas'ı...uzun ince bir çıkmaz sokaktayım!!benim sadık yarim %2 CHP!!)laiklik tamamen unutulmuş durumda...Neden???AKP'nin yoğun olduğu yerler özellikle...Kadınlarımız etekle dolaşamıyor,marketlerde bira bile satılmıyor,bilim ve sanat zaten yok...tarikatlar çoktan almış başını gitmiş,dinci siyaset başa geçmiş...Neden???Neden karşı siyaset üretilmemiş???Neden sahaya çıkılıp bu mücadele verilmemiş??Neden??Var mı iktisadi açılımlarınız??bu şehirlerin insanlarına hitap etmek konusunda?Eğer yoksa, CHP'nin başına ,sizin yerinize, "iktisadi ve gercekçi fikirleri-projeleri olan" birisini istiyoruz.Açık ve net...Çünkü ülkemizin de, hayatlarımızında, en kritik , en belirleyici yıllarndayız...Varsa fikirler,ne ala ,uygulamaya geçilmesini hemen isteriz...Deniz bey,Mevzubahis konusu olan şey yaklaşik 2o-3o milyon insanın endişeleridir..Ve bu endişeler gerçekten ciddi boyuttadır...Bu şaka bir rakam değildir...3o milyon :3 kere Macaristan,5 kere İsviçre16 kere Estonya eder...Bu muhim bir güçtür...Ve bizler ,atılım görmek istiyoruz...Ötekileşmekten kurtulmak,Ergenekon vs gibi paranoyalardanve şeriat gibi travmalardan çıkmak ,normal bir ülkede mutlu bir şekilde yaşamak istiyoruz...Türkiye'nin öteki yüzü de aynı şeyleri istiyor elbet...Var mı ikisini toparlayacak gerçekçi bir iktisadi fikir???Piyano ile "Ney" fevkalade güzel beraber müzik yapabilir Deniz bey...Yeter ki beste iyi olsun...Ve buradaki iyiden kasıt ,iki enstrumanı da cok iyi tanımaktan geçer...Piyano ile Ney beraber müzik yaparken,nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilmekten geçer...Ortaya bir ilk çıkabilirve bu muhteşem olabilir...Varoşlar ???Ordaki insanlar için ne yapacaksınız???Su anda tamamen toplanmiş olan laik birlikten alacağınız destek ile büyük şehirlerimizin( adini bile duymamış olduğumuz semtlerinde yasayan ) yeni sahiplerineneler sunmak istiyorsunuz?Var mı "eğitim projeleri"niz??İşsizliğe çözüm??Kültür sanat projeleri??Bunlara destek olacak "sivil toplum örgütleri"...ya da "sponsorlar" ???O insanlara AKP'den daha fazla şey sunacak mısınız ???bu 3 yıl içinde???
Güneydoğu'da oyunuz sıfır!Sıfır aslında iyi bir başlangıç noktasıdır...Tabi fikirler varsa...Kürtlere nasıl yardımcı olacaksınız?Kürt sorununa nasıl çözümler getireceksiniz???Deniz bey,Bu mektubumu okuyan insanlar muhtemelenmektubun altına kendi sorularını da ekleyeceklerdir...Ve size sorulacak cok soru var..Ama bir sey gerçek:Yapmak zorundasınız...Yapamıyorsanız da yerinizien saygın bir şekildebu işlerin üstesinden gelebilecegine inanangenç bir yeteneğe bırakın...Bizler uzun zamandır "inanç" görmedik..Cok uzun zamandır...Seçim mitingleri sırasında,Tayyip Erdoğan'ın dil sürçmeleri sonucu çıkmış yanlış cümleleri üzerinde (kronometre ile tutmak zorunda kalmıştım) tam 52 dakika konuştunuz..Sürekli bir "eşek" tartışması...Katır... At... İnek...Her mitingde...Kendimi haftalarca 3 yaş zekasının içinde buldumve cok sinirlendim bu duruma...Size oy veren %24 bu zekanın çok üstünde.Bunları bilin isterim..Bu yazımın altına muhtemelen yüzlerce kişi kendi eleştirilerini de yazacaktır...Hepsini okuyun...Size verilen %24 oy asla "size" değildi...Toplandik biz...Endişelerimizden ötürü...(Bu betimlememin kısmen haksız olduğunu biliyorum, burada belediye seçimleri söz konusu olan...Çok başarılı cok değerli belediye başkanlarınız da kazananlar arasındadır...

Haksızlık yapmak istemezdim..

Ama Antalya örneği , bu seçimin genel itibariyle mahalli değil siyasi oldugunun en güzel örneğidir.Senden benden daha laik ve şehrine cok güzel hizmetler hediye etmiş bir başkan idi Menderes Türel... ta ki , Ak Parti'ye Antalyalıların şu ortamda daha fazla oy veremeyeceği asıl gerçek olandır...)
Her zaman dostlukla...saygıyla içtenlikle

kIRMIzı haLIDA YÜRÜMEK GİBİİİİİ.....

az önce büyük başkan mazbatasını aldı.Belediyenin önünde kırmızı halılar volkanlarla karşıladık onu...ellerimizde çiçekler.Başkanımız konuşma yapacak diye hazırlık yapıldı.Halk toplanmış .Nasıl kalabalık. Başkan mikrofonu aldı:
"NERDE KALMIŞTIK " dedi ve içeriye girdi.Konfetiler atıldı başkana.Herkesin yüzünde gurur ve mutluluk vardı.
Geçen dönem ki başkan yine başkan oldu.Bariz bir oy farkıyla...
Ayaklarına kırmızı halı sermek, volkanlar ,konfetiler........Bu kadar sevilmek güzel olmalı...
zor yönü de var tabii .Senden bir şeyler bekleyen yada beklemeden sevenlerin sayısı arttıkça omuzlara binen yük te artıyor.

30 Mart 2009 Pazartesi

EEEEEEEEEE......durum ORTADA

HERKESİN kızdığı hükümet,millete açlık çektiren hükümet,işsizlik oranını tırmandıran hükümet,krize önlem almayan hükümet,Türkiye yi gerilere götüren hükümet........
AKP Hükümetimiydi bu?
Kim rahatsızdı bu hükümetten?
Türk halkı mı?
Peki kim verdi o oyları?.................

Seçim sonuçları bir kez daha gösterdi ki AKP yi bu halk istiyor kardeşim....
Ama şu da var .Erken seçimlere göre akp de bir miktar düşüş yaşamış. Uyanan bir kesim var demekki.
Yani benim hala umudum vaaaaaaaaaaaaar.
Deniz Baykal'ın oturduğu genel başkanlık koltuğu çok mu rahattır merak ediyorum.CHP NİN BAŞINA MUSALLAT OLDU.Onu orada istemeyen bir çoğunluk var.Bunu benim gördüğüm kadar o göremiyor mu.
Hazır AKP güven kaybetmeye başlamışken,CHP NİN BAŞINA güven veren ,imajı ve karakteri sağlam bir adamı koysalar,Atatürk 'ün kurduğu chp yi yine layık olduğu düzeye çıkarsalar,eminim ki peşlerinden giden çok olur.
Hayır yani Baykalı sevmediğimden değil.Şahıs olarak tanımam bile kendisini.Ama Baykal la CHP olmuyor Olamıyor.Ya da ancak bu kadar oluyor.Aç artık chp nin önünü kardeşim düş yakasından
CHP benim için hep bir yürek sızısı...Atatürk ün kurduğu parti olduğu içinbu günki konumuna tahammül edemiyorum.Antikacı ruhumdan kaynaklanıyor bu herhaldei, eskiler değer yitirsin istemiyorum.Birde o kadar çok seviyorum ki türkiye'yi ve türk olmayı layık olduğumuz gibi yaşayalım istiyorum.
Bir tarafta sokaklarda aç ölen insanlar,faşist katliamlarda can veren insanlar,parçalanan bebek cesetleri.....Diğer yanda ihalelerde savurganca harcanan paralar.Bir belediyenin yollarını yapmamak ne kadar yanlışsa ,1 liraya yapılacak yolu 10 liraya yapmakta o kadar yanlıştır...

Sanırım gene dağıttım.Siyaset benim harcım değil.Kirli ve ikiyüzlü ilişkilerden uzak basit bir insancağızım ben.

26 Mart 2009 Perşembe

türkiye sınırları içerisinde yaşıyorsanız İMDAT DİYE BAĞIRIN HAYATINIZ TEHLİKEDE


112 görevlisi : 112.
İsmail Güneş (İ.G): Ben İHA Muhabiri İsmail Güneş, helikopter ile düştük.
112 : Nerede? Neredesiniz?
İ.G : Bilmiyorum nerede olduğumuzu. BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu ile birlikteydik.
112 : Neredesiniz?
İ.G : Hatırlamıyorum.
Helikopteri kullanan pilot Kaya İstektepi
112 : Etrafınıza bakın, ne görüyorsunuz?
İ.G : Her taraf kar, sis. Her taraf sis.
112 : Helikopteri nereden kiraladınız?
İ.G: Bacağım kırık olduğu için konuşamıyorum. Erhan ağabey nereden çıkış yapmıştık. Çağlayancerit orada bir yerde düştük. Hangi yere
düştüğümüzü hatırlamıyoruz, her taraf sis, göremiyorum. ... 35 00 benim numaram.
112 görevlisi: Telefonu kapatmayalım, yerinizi tespit etmeye çalışıyoruz.
İ.G : Kahramanmaraş'ın dağlarından, her taraf sis. göremiyorum.
112 görevlisi: Parti merkezinden kiminle görüşebiliriz, sizinle ilgili?
İ.G : Bilmiyorum, şarjım bitmek üzere. Alo. Biz nereye gidiyorduk? Yozgat tarafında bir yere gidiyorduk hanımefendi.
112 görevlisi: Kapatmayın yerinizi tespit etmeye çalışıyorlar.
İ.G : Erhan ağabey, nereden geldik, nereye gidiyoruz. Şu an Çağlayancerit'ten gelip, nereye gidiyoruz. Yozgat-Yerköy mü? Çağlayancerit'ten, Yozgat-Yerköy'e gidiyoruz. Burası çok soğuk.
Alo. Yer tespit edemiyor musunuz?
112 görevlisi: Siz kapatmayın beyefendi telefonu.İ
.G : Hanımefendi şarjım bitecek.1
112 görevlisi : Alo, Alo. İyi misiniz?
İ.G : Kötüyüm, ayağım kırık.
112 görevlisi: Şu anda siz helikopteri görebiliyor musun?
İ.G : Şu anda helikopterin içindeyim.
112 görevlisi: Alo. diğer beş kişi yanınızda değil mi şu anda? Size cevap verebiliyorlar mı?
İ.G : Diğerlerinden ses yok. Erhan ağabey, Erhan ağabey de ıhlayarak cevap veriyor. Alo, hanımefendi, yerimizi tespit edemediniz mi?
112 görevlisi: Şu anda emniyet bulmaya çalışıyor, sakin olun.
İ.G: Erhan ağabey, ıhlıyor sadece. Bende üşümeye başladım. Ben sakin olmaya çalışıyorum.
112 görevlisi: Sakin olmaya çalışın, tespit etmeye gayret ediyorlar.
İ.G: Muhsin Bey'i göremiyorum.112 görevlisi: Aynı helikopter ile mi havalandınız?
İ.G: Evet. Ayağım çok kötü kırıldı. Ölende var herhalde. Bu arkadaş kim ya.
112 görevlisi: Ayağı kırık, yerinden kımıldayamıyorum. Emniyetle görüşüyorum.
İ.G: Alo, hanımefendi.
112 görevlisi: Açık kalsın telefon.
İ.G: Şarjım bitmek üzere. Benim numaramı görebiliyor musun?
112 görevlisi: Kapatmayalım, ulaşıyorlar, kapatmayalım numarayı. Sizin nereye gittiğinizi anladık. Yozgat-Yerköy'e gidiyoruz dediniz.
İ.G: Alo. Sakin olalım da şu anda donuyoruz burada, ayağım da kırık.
112 görevlisi: Kapatmayın, bir saniye.
İ.G: Alo. Erhan ağabey, Erhan ağabey. Sen kalkabiliyor musun yerinden? Hanımefendi.
112 görevlisi: Şarjınız bitinceye kadar açık kalsın, aramaya devam ediyorlar çünkü. Kapatmayın alo.
İ.G: Alo. Ayağım kırıldı.
112 görevlisi: Başka yerinizde kanama var mı?
İ.G: Gözükmüyor.
112 görevlisi: Kravatınız var mı? İp gibi kravat gibi bir şeye elinizi uzatabilir misiniz?
İ.G: Kravat yok. Şu anda gözükmüyor.
112 görevlisi: Polis ekipleri yerinizi bulmaya çalışıyor. Siz moralinizi yüksek tutun. Zaten sizin
yerinizi tespit edecekler. Edemediler daha. Tespit etmeye devam ediyor.
İ.G: Herkes öldü herhalde.
112 görevlisi: Kanamadan dolayı sessiz kalmış olabilirler, endişe etmeyin, sizi kurtaracaklar.
İ.G: Erhan ağabey, Erhan ağabey. Kırık ayağımın altında, kaval kemiğinde. Kanama değil, kırıldı ya.
112 görevlisi: Alo, beyefendi. Şu anda bacağınızın durumu nasıl?
İ.G: Ağrıyor. Alo. Yeri tespit edemediniz mi? Donmaya başladım, üşümeye başladım. Üşüyorum. Tipi var. Helikopterin içine girdim. (İnleme sesleri) Buradakiler öldü herhalde ya. Erhan ağabey, Erhan ağabey. Yok. Kimseden ses gelmiyor, gelmiyor. Eyvah çok kötü.
112 görevlisi: Ayağınız sıkıştı mı?
İ.G: Evet. (inlemeler) Tespit edemediler mi ya. (inleme) Ayağımı oynatamıyorum.
112 görevlisi: Emniyet yerinizi tespit etmeye çalışıyor.
İ.G: Erhan ağabey. Ağabey bir kendine gelmeye çalış. Bak ben kendime gelmeye çalışıyorum. Yatıyor ıhlıyor.
112 görevlisi: Başka kimseden ses gelmiyor mu?
İ.G: Yok, yok. Çok kötü ayağım kırıldı. (İnleme) Hanımefendi hala bulamadınız mı yerimizi?
Burada donacağız, diğer insanlar öldü herhalde. (İnleme sesleri) Ayağımı oynatamıyorum. Çok pis kırıldı ayağım. Yerimizi ne zaman tespit edeceksiniz hanımefendi.

Bu ne biliyormusunuz düşen helikopterden sağ kurtulan vatandaşla 112 servisinin konuşması.
Çok yakın bir tarihte Bursa da ölen gencecik Ulaş'ı hatırladım ve acizliğimizi....
Telefondan en fazla bir kaç dakikada yer tespiti yapılabileceğini açıklamıştı o sektörden biri.
İzlediyseniz hatırlarsınız SADE VATANDAŞ ta yayınlanmıştı.
Neden hala yerlerini tespit edemiyorlar.Bir çok insan bizim can ve mal kaybımızı engellemek adına çalışıyor ve bizim vergilerimizle maaş alıyorlar.Lütfen herkes it dalaşını bırakıp görevini yapsın.Arada insanlar ölüyor.Olan hayatlarımıza oluyor.Ölümler belki sizin için bir rakam.
Tuncelide 15 şehit
Uludağda 1 ölü........
Ama aileler için onlar evlat
çocukları için baba ,anne
sevgilileri için sevgili
ve kolaymıdır haksız bir ölümle bir evladı,anneyi,sevgiliyi kaybetmek.Hala bizden oy isteyenler ÖNCE SEÇMENLERİNİZİN CAN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYIN.

bangır bangır SEÇİM arifesi

Bir yerde okumuştum fıkra gibi bir şey çok hoşuma gitti.Uzundu ama burda kısaca bahsedicem.

Kıyamet kopmuş sonunda herkes ölmüş.İnsanlar kalıcı mekanlarına yerleşecek.Sıra Tayyib'e gelmiş iki melek bunu almış.

"Siyasetçilere ayrı bir uygulama yapıyoruz" demişler.Sana cehennemi de cenneti de göstericez hangisinde kalacağına bir oylamayla sen karar vericeksin.Tayyip cehenneme gitmiş yemyeşil bir golf sahası arkadaşları orada bütün gün harika vakitgeçirmiş.

Ertesi gün melekler bunu cennete götürmüş.Huzurlu ferah bir ortam bütün fakir insanlar

orada ve sadece sohpetle vakit geçiriyorlar.Tayyibi pek sarmamış ortam.İki gün sonunda melekler gelmiş ve demişler" hadi kullan bakalım oyunu cenneti mi tercih ediyosun cehennemi mi?"

Tayyip demiş "arkadaşlar cennet güzeldi ,ama arkadaşlarımla golf oynayıp kaliteli yemekler yemeyi tercih ederim.Oyumu cehennemden yana kullanıyorum."



Melekler almış bunu cehenneme götürmüş.Tayyip bakmış arkadaşları balçık içinde çöpler,yangınlar,hepsinin elinde siyah poşetler çöp topluyorlar.

Tayyip çok şaşırmış.

"bana gösterdiğiniz cennet böyle değildi."demiş

meleklerde ona demiş ki;



"Dün bizim seçim çalışmamız vardı.Bu gün çalışmalar bitti sen oyunu bize verdin...



nasıl .Çok yaratıcı arkadaşlar var.Takdir ediyorum nasıl uyarlıyorlar böyle şeyleri.
Abuk sabuk giydirilmiş arabalar geziyor sokaklarda,bangır bangır müzik çalarak.
Bunları da komik ve yaratıcı buluyorum.
Ama kızıyorumda benim kızlarım onların gezmeye başladığı saatlerde uyuyor.Mecburmu çocuklar korkarak uyanmaya canım.Hem biz sizin seçim müziğinizi oylamayacağız.Bizi yanlış anlamayın.Abartmayın olayı bu kadar.





Sabah kızlarım uyuyordu .Onları izledim uzun uzun.Hayatın onlara güzellikler getirmesini diledim.Masum uykuları bölünmesin istedim.Parmaklarımın ucunda yürüyerek çıktım odalarından...

25 Mart 2009 Çarşamba

fener camiasına bir KİŞİ daha katıldı

aslında fener bahçeli değilim.Ama fenerlilerin bu hasta fanatik hallerine bayılıyorum.2 ay kadar oluyor bir müşterim geldi 25 martta benim oğlanın doğumu var organizasyon yapalım dedi.Ben ona yapabileceğimiz örnekleri gösterirken (mavi yoğunlukta gösteriyorum tabii)benim oğlan fenerbahçeli.Her şey sarı lacivert olsun dedi.


Veeeee büyük gün geldi çattı .Bu sabah çocuğun ailesinden bile önce hastanedeydik.Bebek şekerine kadar her şeyi sarı lacivert hazırladık.Annenin de haberi yok bu arada ona da süpriz yaptık.Yarabbim ne ince erkekler yaratmışsın ...haberimiz olmadı.Adam 2 ay öncesinden eşi ve çocuğu için süpriz karşılama partisi hazırlıyor düşün.


Sonunda Kaan Bartu doğdu.Baktım uzaktan hemşirenin kucağında küçücük bebek kocaman fenerbahçe şapkasıyla geliyor. İnsan böyle mutluluklara şahit olunca duygulanıyor.Bebeği görünce ağlayasım geldi valla.İşimi bu yüzden çok seviyorum.


öğleden sonra da ikiz kız bebeklere 1. yaş kutlaması organize edicez. Çalışma moduna girdim artık.




Bu arada tugbisimm sizi en çok etkileyen kitap demiş ve beni mimlemiş ama buna başka zaman cevap vericem.Bütün kitaplar beni etkiledi.Hatta beni okuduğum kitaplar inşaa etti ama en çok etkileyenini eleyerek bulucam.

23 Mart 2009 Pazartesi

acil SİLKELENMEM lazım

bu sabah dehşetle farkettim ki benim en güzel gün planım yok...
Biri çıksa bana deseki" yüce insan bu günü sana bahşettik,bu gün senin en güzel günün olacak ,sahne senin bakalım nasıl yaşayacaksın"
verebileceğim hiç cevap yok.İnsan şu koskoca hayattan nasıl kendisi için bir şey beklemez canım ...kızdım kendime.Şeçim çok yaklaştı malum işim gereği yorulduğum ve yaşamaya mecalim kalmadığı için bu günlerde yaşayacağım en güzel gün uyuyarak geçireceğim bir gün olurdu herhalde...en güzel günde de uyunurmu canım...

Bütün hayatımızı tek tek günlerden inşaa ettiğimize göre her günümüzü en güzel gün gibi yaşarsak otamatikman hayatımızda güzel geçer.
Ama insanın her gününü güzel geçirmesi mümkün olmuyor.
Ben mesela kaç gündür kendimi şımartıyorum.Sevdiğim yiyecekleri pişiriyorum kendime,kocaman bardaklarla çaylar içiyorum,kızlarımla tembel yatak oyunları oynuyorum,
hayatımın en güzel günlerini yaşama projesi adına her şeyi yapıyorum ama hıyarın biri çıkıp büyüyü bozuyo işte...
Bu sabah duşa girdiğimde şarkılar mıraldandım,krallara layık bir kahvaltı yaptım.Kocaman bardağımla tam 3 bardak çay içtim.yetişme kaygısı duymadan tadını çıkardım.Gittim en güzel kıyafetlerimden birini giydim.Makyaj yaptım.kendi kendime fön çekmeye çalıştım(beceremedim ama olsun).Arabada özgün müzik dinledim.Dükkana neşeyle girdim.Çalışana tebessümlü bir günaydın dedim.Kendi kahvemi kendim yaptım.Kokusu dükkana yayıldı.Ortalama mutlu bir insan olarak başladım güne yani...

Kimse günümü bozamaz dedim karşılaştığım her aksiliğe.Ama kapıdan içeriye dünyanın en negatif insanları girdi ve büyü bozuldu.Görseniz o ne kıro tavırlar,o ne bütün dağları ben yarattım edaları.bi de adi bir sigara içiyorlardı ki sormayın.Seçim sezonu başladığından beri yakamdalar.Seçilenler böyleyse seçmen kitlesiyle asla karşılaştırmasın allah.
Sırf onun adi sigarası yüzünden küllükleri kaldırttım .Küllük bulamayınca içmez belki diye.
Gelip kendini koltuğa yaydığından iyice emin olduktan sonra sigarasını yaktı.
"Abla çok güzel dükkanın var ama bir küllük koymayı unutmuşun "demez mi.Üstelik ben o ayının yaşının yaerısı kadarım.
"kapalı alanlarda içilmiyo ya o yüzden ..."lafımı bile bitiremeden.
"boşver abla o saçmalıkları kim görcek"

olan benim sağlığıma oluyo tabii .Kapıyı açtım havalansın diye .
"abla kapa kapıyı hasta olucaz"demez mi hıyar.
2 saat boyunca grafik çalışması yaptık.Bitirip çıktıyı eline alınca dedi ki
"bunun için mi iki saattir burdayız ,ben 10 dakikada yapardım bunu."
evet sayın dingil; banada hazır bir afiş versen elime bunun aynısı desen bende onu 10 dakikada yaparım.Senin 2 cm yukarı 4 cm sağa ,olmadı ilk hali gibi olsun,senin yaptığın iyiydi abla gene öyle yapalım...v.b. yorumların yüzünden 2 saatimizi beraber geçirdik.Hayatımın en güzel gününün 2 saatini sana harcadım.Değer miydi?bilmiyorum ama müşteri öküz de olsa velinimettir bunu biliyorum.

kendim için ciddi kaygılarım var artık.

Sahip olduğum tek şey hayatım onuda nasıl en güzel hayat olarak yaşayacağımı bilmiyorum.Kendim için bir acil eylem planım yok.İşkolik kadının teki oldum.



21 Mart 2009 Cumartesi

mUHteŞEM biR yAŞamın Ardında Kalan

dün gittiğim işyerinin duvarında bir takvim ilişti gözüme.
hani çocuklarımızın fotoğrafı bulunan objeler yaptırırız ya o cinsten...babası kızı için yaptırmış ...üstte küçük kızın fotosu var altında can yücelin muhteşem şiirlerinden biri HER ŞEY SENDE GİZLİ...
BİR AİLENİN ÇOCUĞUNA VEREBİLECEĞİ EN GÜZEL YAŞAM DERSİ BU BENCE...
O kadar etkilenmişim ki akaşam yatarken kızlarımdan birini aldım yatağıma bu şiiri okudum ona.İş yerime geldim az önce ve dilimde yine can yücelin şiiri.
işte yüzyılın en muhteşem şiiri:

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…
Can Yücel

18 Mart 2009 Çarşamba

güzel günler GÖRECEĞİZ çocuklar

her gün kendime okuma artık şu lanet gazeteleri,haberleri izleme ,televizyonu açma mümkünse diyorum.
Ama inadına bütün felaket haberleri gözüme gözüme giriyor.İçim acıyor okuduğum her habere.
Küçük kızlarımı düşünüyorum.KORKUYORUM.

Bütün bu caniler,katiller,tecavüzcüler hepsi birer bebekti.bebekler istisnasız ne kadar güzel,ne kadar masumlar değil mi?

Peki sonra ne oluyorda masum bebekler büyüdüklerinde cani oluyorlar.Bunu aklım almıyor.Bir insan ne yaşar ,nelerle karşılaşırda canavarlaşır.
Birinin boğazını keserken biri ne hisseder,anne babasının sevmeye kıyamadığı küçücük bir çocuğu yakarken biri ne düşünür.Döverken masum melekleri ,aciz yaşlılara eziyet ederken
nasıl bir açıklamanın arkasına sığınır?

Yer yüzündeki en büyük kötülükleri ancak insanlar birbirine yapabiliyor.Birilerinin bir teorisi var.İnsan en büyük canavardır ,eğitimle toplumsal kurallarla kendini ehlileştirmeye çalışır diyorlar.Bu doğru olabilir mi?Bilmiyorum.Bildiğim bir şey var .Doğduğunda her bebek masum doğuyor.Sonra birilerinin ihmal ederek büyüttüğü bu bebekler gün gelip bizim özene bezene yetiştirdiğimiz bebeklerimiz için tehdit unsuru oluyorlar.Bu yüzden bu ihmal edilmiş çocuklar sadece kendi anne babalarının sorunu değil aslında ,bizimde sorunumuz.

Keşke bir şeyler yapabilsek.Kocaman bir silgimiz olsa kötülükleri silebilsek.Masum insanları canilerin elinden kurtarabilsek.
Keşke bir gün gelse ve insanların bütün işi gücü doğan güneşten keyif almak,gün batımını huzurla izlemek olsa...

ortaokulda hatıra defterlerimi süsleyen bir şiir vardı;
bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem
boşuna yaşamış olmayacağım
bir yaşamdan acıyı alabilsem
ya da bir acıyı hafifletebilsem
ya da bir ardıç kuşunu yeniden yuvasına koyabilsem
boşuna yaşamış olmayacağım


Emily Dickinson yıllar önce ne güzel yazmış.

Kızlarımı da bu şiirle tanıştaracağım.Edip akbayramın güzel günler göreceğiz çocuklar şarkısını söyleyeceğiz coşkuyla.yüreğimin derinliklerinde korkularım hep olacak biliyorum.
Anne olmak birazda böyle bir şey....

17 Mart 2009 Salı

asi çocuğuyla başa çıkamayanlara müjde


Asi Çocuklar
Asi Çocuklar’da, ebeveyn becerilerinin geliştirilmesi, kontrolsüz davranışların, ağlama krizlerinin uysallaştırılması gibi konular ele alınıyor. Kitap Dr. Tanya Byron’ın ünlü TV programındaki gözlem ve öğretilerine dayanarak hazırlanmış. ARKA KAPAK YAZISI Çocuğunuzu nasıl yetiştirdiğinizin sonuçları uzun vadeli olacaktır. Bir anne baba olarak bugün alacağınız her karar, yarının genç bir bireyinin tohumlarını ekecektir. Dr. Tanya Brown ailelerin hayatını değiştirmekle tanınıyor. Ingiliz televizyon kanalı BBC’de yayınlanan ve büyük ilgi gören “The House of Tiny Tearaways-Asi Minikler Evi” adlı televizyon programında Dr. Tanya, çocukların davranışları ve anne baba olmakla ilgili sorunlara profesyonel bir bakış açısıyla ışık tutuyordu. Altı gün boyunca, 24 saat gözlenen Ev, dayanma güçlerinin son noktasına gelmiş ailelere bir sığınak oldu ve sonunda anne babaların aile hayatlarında ciddi değişiklikler gerçekleştirmelerini sağladı. Bu kitap, televizyon programı üzerinden her anne babanın karşı karşıya kalabileceği sorunlara ışık tutuyor. Ev’e gelen her anne baba, aslında birer örnek sayılabilir. Pek çok aile onların yaşadıkları sorunları ve benzerlerini yaşıyor, ama gerçek hayatta herkes bir klinik psikologla birlikte vakit geçirme ve onunla aynı ortamda bulunma imkânına sahip değil. Dr. Tanya oyun ve övgüye önem veren, sınırları ise açık bir şekilde ortaya koyan yaklaşımıyla, anne babalara çocuklarını birey olarak kabul edip bunun tadını çıkararak onları nasıl yetiştirebileceklerini gösteriyor. Kitapta, anne babaları karşı karşıya kaldıkları sorunların kökenine inmeye ve çocuklarının başa çıkılması güç davranışlarının gerisindeki gerçek sorunları keşfetmeye teşvik eden Dr. Tanya, yıkıcı davranışları olumlu davranışlara çevirmek için pratik çözümlerin aile içinde nasıl uygulanacağını da anlatıyor.
“Dr. Tanya kelimenin tam anlamıyla hayatımızı de ğiştirdiniz. Artık bağırmıyorum. Arkadaşlarım da artık bağırmıyor. Oğlum da her gece kendi yatağında uyuyor.” Nicola Egbon, Dante’nin annesi
bazen çocuklarla başa çıkmak dünyanın en zor işi olabiliyor.bu kitap anne ve babaların imdadına yetişecek bence hemen alın.

BAŞKA TÜRLÜ BİR YAŞAM

Babama manyaklık derecesinde hayrandım.Dünyada en iyi en haklı insan benim babamdı...ondan başka herkes ben dahil eksik ve yetersizdik.
Kendi için kılını kıpırdatmayan insanlardanım bende ,okuldaki bütün takdirlerimi babam için aldım.
Adına büyümek dediğimiz bu tuzak bütün kavramlarımı sildi süpürdü.Artık ne babam mükemmel ne de ben onun gözüne girmeye çalışan küçük bir çocuğum.
Anneler ve babalarda insan ve onlarda kendi zaaflarını çıkarlarını ön planda tutuyorlar aslında ve biz bunu büyümeden göremiyoruz.
Babam benim için hayal kırıklığının öteki adı.Suçluluk duygularımın sebebi...
Şunu farkettim ki onu sevmediğimi yüksek sesle söylemeye başladığımdan beri daha huzurluyum...
sevgi hakedene verilir dimi.Sırf baban diye birini sevmek zorunda değilsin.
çocukken manyak gibi sevdiğin her yerde savunduğun herifi büyüyünce sevmemek nasıl bir duygumu? boşluk kocaman bir boşluk.
Tüm bunlara rağmen biraraya geldiğimizde neşeli kahvaltılar yapıyoruz ona karşı son derece saygılıyım.o hala dünyada onu en çok benim sevdiğimi sanıyor.Bu da benim intikamım.Büyüyüpte onun kendini bana gösterdiği adam olmadığını anlamaya başladığım günlerde hissettiğim hayal kırıklığı ne ise babamda bir gün hayatı boyunca yanılmış olmanın hayal kırıklığını yaşayacak.tabii ben bunu ona yaşatmam.
gerçeği evlenipte çoluk çocuğa karıştığımda farkettim ..Daha önce farketmeyi öyle çok isterdimki.
Ben evliliğimi bile babam için yaptım.Onun akıllı kızı da herkes gibi evlenip mutlu bir yuva kursun diye..Oysaki sırt çantası ile geçen bir hayat düşünmüştüm ben kendime başkaları ne der diye düşünmeden

14 Mart 2009 Cumartesi

% 2 yaşamak için yetmez



çocukluğum kendini temizliğe adamış ev kadınlarından nefret ederek geçtiiiii.

büyüyünce asla bu manyak ev kadınlarından biri olmayacağımı düşüne düşüne büyüdüm.Ama şimdi tamda nefret ettiğim kadın tiplerinden biriyim.Üstelik bu temizlik manyağı hallerimi kendime kabul ettirecek haklı sebeplerim bile var.

Temiz bir ev ve çocuklarımın mümkün olduğunca az mikropla tanışmasıiçin giriştiğim mücadelede enerjimin %98 ini harcıyorum.Kalan %2 o kadar az ki mutlu olmama ,hayattan zevk almama ,dinlenmeme ,eğlenmeme yetmiyor.Bunu bile bile daralttığım çemberden çıkamıyorum.

Biz umutsuz ev kadınları,evliliğin üzerimize örttüğü tortudan kurtulmak için mi bu kadar temizlik yapıyoruz acaba...Yoksa ruhlarımızı temizlikle uyutup hayatı nasıl ıskaladığımızı görmemeye mi çalışıyoruz.

Bence uzmanlar bu konuyu acilen işlemeli.

Tutarsız olanda şu ki; nefret ettiğimiz bizi hayattan uzaklaştırdığını düşündüğümüz yaşamlarımıza sıkıca bağlıyız.Ne sürüden biri olmayı sindirebiliyoruz ne de sürüden ayrılan olmayı.

Oysa hepimiz biliyoruz mutlu azınlık olmak mutsuz çoğunluk olmaktan hep daha iyidir.

7 Şubat 2009 Cumartesi

en büyük hayal


işimi çok seviyorum.Zamanımın %75 ini işime ayırdığım için,sevdiğim işi yapıyor olmak bir şans benim için.Hayatımı bir iş gibi yaşıyorum.En büyük hayalim rüya gibi , en güzel,en muhteşem,en özel düğünü yapmak.Ama ucu bucağı yok bu işin.Çok harika bir konsept hazırlıyorum mesela;düğün başlayınca kalbim pır pır gelin ve damatın çıkacağı anı bekliyorum.Büyülenmiş gözlerle bakıyorum etrafa.Davetliler beni tebrik etmeye başlıyor ve büyü bozuluyor gelin ve damat danslarını ederken ben çoktan daha güzel ,daha büyüleyici bir düğünün hayalini kurmaya başlıyorum bile.Ama bazı düğünler benim gözbebeğimdir ve onları asla unutamam.İnsanların mutlu günlerinde yanında olmak,hayatlarını kolaylaştıracak adımlar atmaktan müthiş keyif alıyorum.
Yarın evlilik fuarına gidicem.Küçük kadınlarla beraber.Eminim ki büyüleneceğim .Bazen yaratıcı bi şeyle karşılaştığım zaman bu niye benim aklıma gelmedi diye kıskanıyorum bile.bu iş manyağı halimi seviyorum işime aşık yaşamayı seviyorum.
işine aşık insanlarla çalışmayı da seviyorum.işine aşık olmayan bir insanda o işi iyi yapar.Ama işine aşık insan iyiden de öte mükemmel bir iş çıkartır ortaya .işine aşık insanlarla çalışmak bir keyiftir.

4 Şubat 2009 Çarşamba

kızıl gölgeler

uyuyunca unuturmuş ya insan.yalan.
hızlıca çıktı evden.monoton hayatından bıkmıştı artık.bir yerden başlamalıydı.
kredi kartının limiti geldi aklına.Etraftakilere aldırmadan sesli bir kahlaha attı.Keyfi yerine gelmişti.Arkadaşını aradı.
"canım ya moralim bozuk biraz.Buluşalım mı"
Kız arkadaşı yoktu pek.Kadınlar onun hep canını acıtırdı.En iyi arkadaşı bile bir gün mutlaka çok kırıcı bir şekilde defol git derdi ona.Hep böyle olmuştu.Bu yüzden kız arkadaş edinmezdi ama kıyafet almak kuaföre gitmek gibi işler içinde mutlaka bir kız arkadaş gerekiyodu.
arkadaşıyla buluştuğunda önce iç çamaşırı satan bir butike gittiler.Süper sexy bir çamaşır beğendi kendine.Pahalı olmasına aldırmadan aldı.Tezgahtar kız sabahın köründe bu kadar sexy bir kıyafet almasından olacak alaycı bir ifadeyle baktı ona.Kadınlar bu yüzdende kızıyorlardı ona
sexy kıyafetler aldığı ve seksi hayatın doğal bir parçası gibi görüp ulu orta konuştuğu için.Evli bir kadınla en uzun dostluğu 1 ay sürüyordu.Mazallah ya kocalarını elinden alırsa.
Şu insan oğlu ne kötü .Oysa oda her kadın gibi sadece bir kişiyi seviyordu.Diğer erkekler umrunda bile değildi.
arkadaşıyla bütün dükkanları dolaştılar ama kafasına göre kıyafet bulamadı.Son girdiği yerdeki kırmızı elbiseyi aldı.Göğüs dekoltesi biraz abartılıydı ama olsun.
yorulmuş ve karnı acıkmıştı.Arkadaşıyla restauranta girdiler.Sahibinin asıldığının farkındaydı ama bu tuhaf bir şekilde hoşuna gidiyordu.Yemekten için hesap ödememek güzel bir ayrıcalıktı.
yemekten sonra kuaföre gittiler.İç çamaşırlarını giydi soyunma odasında,aynada kendine baktı süperdi......
Kırmızı elbiseyide giydi.
Saçlarını siyaha boyattı ,kızıl gölgeler attırdı.
Makyajını yaptırdığında muhteşem olmuştu.Kendini seksi ve mutlu hissediyordu artık.cesaretini toplayıp sevgilisini aradı.Masum bir yemek yemek istediğini söyledi.Dertleşmeye ihtiyacı olduğunu falan.Kız arkadaşıyla bir yerde oturacaktı ordan alırdı onu.
Çok seksiydi .Sevgilisi ona asla karşı koyamazdı.Muhtemelen yemeğin sonu yatak odasında bitecekti.Belki yeniden beraber olabilirlerdi.Belki bir gün karısı yerine onu tercih edebilirdi.

3 Şubat 2009 Salı

4 MİM

PANDUF BENİ BLOGLA İLK TANIŞTIRAN VE İLK MİM GÖNDEREN ARKADAŞIM.

cevaplıyorum:

yaptığım 4 iş

tekstil

reklam

organizasyon

annelik (en zor ama en güzel meslek)



defalarca izlediğim 4 film

yeşil yol

babam ve oğlum

çikolata

akıl oyunları

yaşadığım 4 yer

istanbul

edirne

bursa

keşan

izlediğim 4 tv programı

desperate housewife

ellen

sade vadandaş

melekler korusun

tatil için gittiğim 4 yer

kapadokya

uludağ

cumalıkızık/bursa (SÜPER BİR YER)

adana

en sevdiğim 4 yemek

patlıcan yemeklerine bayılırım

patates kızarması

çikolataaaaaaa

güveçte mantar (bol kaşarlı olmalı)

Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer

çocuklarımla bir ormanda nehiri olan

istanbulda

filistinde

afrika

bir yağmur damlası olsaydım düşeceğim 4 yer

büyük kızımın burnuna

küçük kızımın burnuna

okyanusa

güzel bir ağacın en güzel yaprağının ucuna


Çamur Bebekler

İstese bütün hayatını değiştirebilecek bir güce sahipti...
Evet mutsuzdu,hırpalanmıştı,kırılmıştı...
Ama hayatını böyle olduğu gibi bırakıp gitmek istemiyordu.
Evliliği oyunlarındaki gibi sanıp evlenmişti.
Kocaman mutfak ,nefis yemek kokuları,işten elinde çiçeklerle dönen koca,mutfakta beline sarılan,masa hazırlamaya yardım eden,yemek boyu aşık aşık bakan koca...küçücük genç kızın evlilikten istediği buydu sadece.(Aslında bir çok küçücük genç kızın evlilikten beklediği bu.)
Kendini hizmetçi sanan bir koca,küçük ve beceriksiz gören bir kayınvalide,temizlenmesi gereken kocaman ev,ütülenecek kıyafetler,mecburi sevişme seansları vs. vs....Bunun gibi daha bir çok allahın belası şey demekti evlilik ve asla ona göre değildi.Gençti çok güçlüydü , çekip gidebilirdi.Gitti.Cehennem gibi geçen 1 yılın sonunda boşandı.Kuşlar gibi hafifti.Ama niye tuhaf bir pişmanlık vardı içinde.Şimdi olsa belkide kalıp o hayatı sürdürebilirdi.
Boşandıktan sonra üniversite eğitimini tamamladı.
Göz kenarlarında bir iki çizgi vardı ama hala çok güzeldi.Sexy giyim tarzıyla her ortamda dikkat çekiyordu.dolu dolu güzel bir hayatı vardı.Ama ne zaman hayatı güzel gitse bir erkek mutlaka huzurunu bozuyordu.
Her şeyin yolunda gittiği bir gün o boktan herif çıkmıştı karşısına.Yakışıklı değildi,zengin bile değildi ama aşık olmuştu işte.
Evli insanlarla birlikte olanlara kızmıştı .Anlam veremiyordu onca bekar varken evli bir adamla beraber olan kadınlara.Oysa şimdi oda evli bir adama deliler gibi aşıktı.
Daha en başından biliyordu herifin evli olduğunu.Bilmiyormuş gibi yapmak işine geldi.
Tatillere gittiler.Güldüler.Eğlendiler.Seviştiler.Her şey çok güzeldi.Nerdeyse 1 yıl olmuştu tanışalı.Herif evli olduğunu söyledi.6 aylık bir bebeği vardı.dünyalar tatlısı bir kız bebek.Karısıda çok güzel bakıyordu kızlarına uykusuz kalıyordu.Aslında hayırsızın tekiydi adam haksızlık etmişti karısına.Şimdi kızının ve karısının yüzüne baktıkça pişmanlık duyuyordu. Bu ilişkiyi daha fazla sürdüremezdi.
"Sen çok güzelsin başkasını bulursun nasılsa"demişti ona.
En çokta buna kızıyordu.Erkeklerin hepsi onu duygusuz sanıyordu.onun için hayat yeni bir sevgili bulmaktan ibaret değildiki.O sonsuz huzur istiyordu.Güvende olmak istiyordu.Sevdiği kollar onu sarsın istiyordu.

29 Ocak 2009 Perşembe

kendince sevişilen geceler

Ter saç uçlarına kadar ulaşmıştı.başını çarşafa doğru kaydırdı
Terden ıslanan yastığın kokusuna tahammül edemiyordu.Sessizce kalkıp banyoya gitti.Sıcak suyu bütün vücüdunda gezdirdi.Yıkandıkça kendini arınmış hissediyordu.
Akşam kocası yine o uyurken eve gelmiş,soyunup yatağa girmişti.Uyumasına aldırmadan sadece pijamasını indirmiş ve
sevişmişti onunla kendince.
Banyoda bu geldi aklına.Tekrar sabunlandı.Musluğu daha çok açtı.Bol suyla durulanıp çıktı.Bornozunu peteğin üzerinden alıp giydi.Banyodan sonra sıcak havluya sarınmak çocukluğundan beri hoşuna giderdi.
Sıcacık bornozuna sarılarak yatak odasına girdi.Kocasının pis ter kokusu bütün odayı sarmıştı.Hemen camı açtı.Kocasını uyandırdı.Mutfağa gidip çayı koydu.Küçük tenceresine dört yumurta koydu kaynaması için.Buzdolabından kahvaltılıkları çıkardı.Domates salatalık doğradı .Kahvaltı hazırdı artık.
Çocuklarının odasına gitti.İkiside uyuyordu.Öptü onları .Uyanmadılar."hadi okula geç kalıyorsunuz"
kocası banyodaydı.
yatak odasını girip üstüne bi şeyler giydi.öylesine alalade şeyler.Günlük ev kıyafeti.Mutfağa gittiğinde yumurtaların altını kapattı.Çay suyu kaynamıştı.Çayı demledi.
Önce çocuklar kahvaltı etti.Onları okula bıraktı.Zaten okul evlerinin karşısındaydı.Ama o belkide gezinti olsun diye çocukları her sabah okula götürürdü.
Eve döndüğünde kocası banyodan çıkmış giyiniyordu.Karısının önceden ütüleyip bu sabah dolap kapağına astığı pantolonu ve gömleği giydi.Dışarısı soğuk diye komidinin üstüne bir süveter koymuş karısı ama onu giymedi.Süveterle biraz daha şişman gösteriyordu sanki.Saçlarını taradı.Parfüm sıktı.
"Kahvaltı hazır"diye seslendi kocasına .Mutfağa girdi.Çayları döktü bardaklara.Kocası masaya oturduğunda"hani hazırdı kahvaltı çatal yok"diye homurdandı.Masaya iki çatal koydu.Kocası alalacele kahvaltı edip çıktı."Hayırlı işler" deyip kapıyı kapattığında büyük mutsuzluğuyla başbaşa kaldı kadın.Televizyonu açtı.Seda Sayan başlamamıştı daha.Televizyonun sesini açarak mutfağa gitti .Kahvaltı masasını topladı.Yemeği ocağa koydu.Yatakları topladı.Çocukların etrafa saçtıklarını topladı.Yatak odasının camını kapadı.Elektrikli süpürgeyle bütün odaları süpürdü.Yemeğin altını kapattı.Seda Sayan başlamıştı.Oturdu televizyonun karşısına zavallı hayatları seyretmeye.Parçalanmış ailelerin hayatlarını izlemek hoşuna gidiyordu."Çok şükür,evlatları sağ ,kocam başımda" diyordu izlerken.
reklamlarda ev işlerine devam ediyordu.
Öğlen çocukları aldı okuldan.Yemekten sonra yine o bıraktı okula.Eve dönerken birisinin "garibim,bu kadına yaptığı yazık ama bak kadın nası uğraşıyo onun çocuklarınla.O başka karılarla gezsin."dediğini duydu.İçi acıyodu acımasına ama alışmıştı artık bu sözlere.Yakınları yüzünede söylüyordu."Boş ver diyodu.Dönüp dolaşıp yine bana geliyo ya.Hem bir benim kimi aldatıyo canım" diye geçiştiriyordu konuşmaları.
severek evlenmişlerdi.Sadece adamın değilki kadınında sevgisi bitmişti adama karşı.Ama elalem ne der.Çocuklar ne olur.Ya daha kötü olursa diye boşanmamıştı.
okuldan sonra komşusuna gitti biraz bir kahve içti.Nerdeyse bir yıldır konuştukları şeyleri konuştular yine .Çocuklar,temizlik,yemek,koca anabaşlıklarıyla sürdürdüler konuşmayı.
eve giderken çocukların çıkış saati gelmişti onları okuldan alıp beraber gittiler eve.
biraz ütü yaptı.Akşam için yiyecek bi şeyler hazırladı.Çocuklar ödevini yaptı.Beraber dizi izlediler televizyonda.Çocuklar uyudu.O biraz daha televizyon izledi.Sonra kapattı.Derin bir yalnızlık duyuyordu.Bir şeyler yanlıştı biliyordu.Ama cevabını bilmediği bir şey vardı.NE YAPABİLİRDİ?
Rutin işlerini yapıp yattı.Kocasının eve gelip gelmeyeceğini bile bilmiyordu.Gelmesin istiyordu .Kocası eve gelmesin; bir yerden kocasının öldü haberi gelsin istiyordu.Böyle düşündüğü için vicdan azabı duydu.Gözlerini kapadı.Mutsuzdu.
Bu hikayenin kahramanı o kadar çok ki bazıları benim arkadaşım,bazıları sizin arkadaşınız.Bu mutsuz hikayeyi her gün sürdürüyorlar.
VE BİZ HALA UMUTSUZ EVKADINLARININ NASIL DAHA MUTLU OLBİLECEKLERİNİ BİLMİYORUZ.ONLARIN YAŞAM RUTİNLERİNİ DEĞİŞTİREMİYORUZ.