4 Şubat 2009 Çarşamba

kızıl gölgeler

uyuyunca unuturmuş ya insan.yalan.
hızlıca çıktı evden.monoton hayatından bıkmıştı artık.bir yerden başlamalıydı.
kredi kartının limiti geldi aklına.Etraftakilere aldırmadan sesli bir kahlaha attı.Keyfi yerine gelmişti.Arkadaşını aradı.
"canım ya moralim bozuk biraz.Buluşalım mı"
Kız arkadaşı yoktu pek.Kadınlar onun hep canını acıtırdı.En iyi arkadaşı bile bir gün mutlaka çok kırıcı bir şekilde defol git derdi ona.Hep böyle olmuştu.Bu yüzden kız arkadaş edinmezdi ama kıyafet almak kuaföre gitmek gibi işler içinde mutlaka bir kız arkadaş gerekiyodu.
arkadaşıyla buluştuğunda önce iç çamaşırı satan bir butike gittiler.Süper sexy bir çamaşır beğendi kendine.Pahalı olmasına aldırmadan aldı.Tezgahtar kız sabahın köründe bu kadar sexy bir kıyafet almasından olacak alaycı bir ifadeyle baktı ona.Kadınlar bu yüzdende kızıyorlardı ona
sexy kıyafetler aldığı ve seksi hayatın doğal bir parçası gibi görüp ulu orta konuştuğu için.Evli bir kadınla en uzun dostluğu 1 ay sürüyordu.Mazallah ya kocalarını elinden alırsa.
Şu insan oğlu ne kötü .Oysa oda her kadın gibi sadece bir kişiyi seviyordu.Diğer erkekler umrunda bile değildi.
arkadaşıyla bütün dükkanları dolaştılar ama kafasına göre kıyafet bulamadı.Son girdiği yerdeki kırmızı elbiseyi aldı.Göğüs dekoltesi biraz abartılıydı ama olsun.
yorulmuş ve karnı acıkmıştı.Arkadaşıyla restauranta girdiler.Sahibinin asıldığının farkındaydı ama bu tuhaf bir şekilde hoşuna gidiyordu.Yemekten için hesap ödememek güzel bir ayrıcalıktı.
yemekten sonra kuaföre gittiler.İç çamaşırlarını giydi soyunma odasında,aynada kendine baktı süperdi......
Kırmızı elbiseyide giydi.
Saçlarını siyaha boyattı ,kızıl gölgeler attırdı.
Makyajını yaptırdığında muhteşem olmuştu.Kendini seksi ve mutlu hissediyordu artık.cesaretini toplayıp sevgilisini aradı.Masum bir yemek yemek istediğini söyledi.Dertleşmeye ihtiyacı olduğunu falan.Kız arkadaşıyla bir yerde oturacaktı ordan alırdı onu.
Çok seksiydi .Sevgilisi ona asla karşı koyamazdı.Muhtemelen yemeğin sonu yatak odasında bitecekti.Belki yeniden beraber olabilirlerdi.Belki bir gün karısı yerine onu tercih edebilirdi.

3 Şubat 2009 Salı

4 MİM

PANDUF BENİ BLOGLA İLK TANIŞTIRAN VE İLK MİM GÖNDEREN ARKADAŞIM.

cevaplıyorum:

yaptığım 4 iş

tekstil

reklam

organizasyon

annelik (en zor ama en güzel meslek)



defalarca izlediğim 4 film

yeşil yol

babam ve oğlum

çikolata

akıl oyunları

yaşadığım 4 yer

istanbul

edirne

bursa

keşan

izlediğim 4 tv programı

desperate housewife

ellen

sade vadandaş

melekler korusun

tatil için gittiğim 4 yer

kapadokya

uludağ

cumalıkızık/bursa (SÜPER BİR YER)

adana

en sevdiğim 4 yemek

patlıcan yemeklerine bayılırım

patates kızarması

çikolataaaaaaa

güveçte mantar (bol kaşarlı olmalı)

Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer

çocuklarımla bir ormanda nehiri olan

istanbulda

filistinde

afrika

bir yağmur damlası olsaydım düşeceğim 4 yer

büyük kızımın burnuna

küçük kızımın burnuna

okyanusa

güzel bir ağacın en güzel yaprağının ucuna


Çamur Bebekler

İstese bütün hayatını değiştirebilecek bir güce sahipti...
Evet mutsuzdu,hırpalanmıştı,kırılmıştı...
Ama hayatını böyle olduğu gibi bırakıp gitmek istemiyordu.
Evliliği oyunlarındaki gibi sanıp evlenmişti.
Kocaman mutfak ,nefis yemek kokuları,işten elinde çiçeklerle dönen koca,mutfakta beline sarılan,masa hazırlamaya yardım eden,yemek boyu aşık aşık bakan koca...küçücük genç kızın evlilikten istediği buydu sadece.(Aslında bir çok küçücük genç kızın evlilikten beklediği bu.)
Kendini hizmetçi sanan bir koca,küçük ve beceriksiz gören bir kayınvalide,temizlenmesi gereken kocaman ev,ütülenecek kıyafetler,mecburi sevişme seansları vs. vs....Bunun gibi daha bir çok allahın belası şey demekti evlilik ve asla ona göre değildi.Gençti çok güçlüydü , çekip gidebilirdi.Gitti.Cehennem gibi geçen 1 yılın sonunda boşandı.Kuşlar gibi hafifti.Ama niye tuhaf bir pişmanlık vardı içinde.Şimdi olsa belkide kalıp o hayatı sürdürebilirdi.
Boşandıktan sonra üniversite eğitimini tamamladı.
Göz kenarlarında bir iki çizgi vardı ama hala çok güzeldi.Sexy giyim tarzıyla her ortamda dikkat çekiyordu.dolu dolu güzel bir hayatı vardı.Ama ne zaman hayatı güzel gitse bir erkek mutlaka huzurunu bozuyordu.
Her şeyin yolunda gittiği bir gün o boktan herif çıkmıştı karşısına.Yakışıklı değildi,zengin bile değildi ama aşık olmuştu işte.
Evli insanlarla birlikte olanlara kızmıştı .Anlam veremiyordu onca bekar varken evli bir adamla beraber olan kadınlara.Oysa şimdi oda evli bir adama deliler gibi aşıktı.
Daha en başından biliyordu herifin evli olduğunu.Bilmiyormuş gibi yapmak işine geldi.
Tatillere gittiler.Güldüler.Eğlendiler.Seviştiler.Her şey çok güzeldi.Nerdeyse 1 yıl olmuştu tanışalı.Herif evli olduğunu söyledi.6 aylık bir bebeği vardı.dünyalar tatlısı bir kız bebek.Karısıda çok güzel bakıyordu kızlarına uykusuz kalıyordu.Aslında hayırsızın tekiydi adam haksızlık etmişti karısına.Şimdi kızının ve karısının yüzüne baktıkça pişmanlık duyuyordu. Bu ilişkiyi daha fazla sürdüremezdi.
"Sen çok güzelsin başkasını bulursun nasılsa"demişti ona.
En çokta buna kızıyordu.Erkeklerin hepsi onu duygusuz sanıyordu.onun için hayat yeni bir sevgili bulmaktan ibaret değildiki.O sonsuz huzur istiyordu.Güvende olmak istiyordu.Sevdiği kollar onu sarsın istiyordu.

29 Ocak 2009 Perşembe

kendince sevişilen geceler

Ter saç uçlarına kadar ulaşmıştı.başını çarşafa doğru kaydırdı
Terden ıslanan yastığın kokusuna tahammül edemiyordu.Sessizce kalkıp banyoya gitti.Sıcak suyu bütün vücüdunda gezdirdi.Yıkandıkça kendini arınmış hissediyordu.
Akşam kocası yine o uyurken eve gelmiş,soyunup yatağa girmişti.Uyumasına aldırmadan sadece pijamasını indirmiş ve
sevişmişti onunla kendince.
Banyoda bu geldi aklına.Tekrar sabunlandı.Musluğu daha çok açtı.Bol suyla durulanıp çıktı.Bornozunu peteğin üzerinden alıp giydi.Banyodan sonra sıcak havluya sarınmak çocukluğundan beri hoşuna giderdi.
Sıcacık bornozuna sarılarak yatak odasına girdi.Kocasının pis ter kokusu bütün odayı sarmıştı.Hemen camı açtı.Kocasını uyandırdı.Mutfağa gidip çayı koydu.Küçük tenceresine dört yumurta koydu kaynaması için.Buzdolabından kahvaltılıkları çıkardı.Domates salatalık doğradı .Kahvaltı hazırdı artık.
Çocuklarının odasına gitti.İkiside uyuyordu.Öptü onları .Uyanmadılar."hadi okula geç kalıyorsunuz"
kocası banyodaydı.
yatak odasını girip üstüne bi şeyler giydi.öylesine alalade şeyler.Günlük ev kıyafeti.Mutfağa gittiğinde yumurtaların altını kapattı.Çay suyu kaynamıştı.Çayı demledi.
Önce çocuklar kahvaltı etti.Onları okula bıraktı.Zaten okul evlerinin karşısındaydı.Ama o belkide gezinti olsun diye çocukları her sabah okula götürürdü.
Eve döndüğünde kocası banyodan çıkmış giyiniyordu.Karısının önceden ütüleyip bu sabah dolap kapağına astığı pantolonu ve gömleği giydi.Dışarısı soğuk diye komidinin üstüne bir süveter koymuş karısı ama onu giymedi.Süveterle biraz daha şişman gösteriyordu sanki.Saçlarını taradı.Parfüm sıktı.
"Kahvaltı hazır"diye seslendi kocasına .Mutfağa girdi.Çayları döktü bardaklara.Kocası masaya oturduğunda"hani hazırdı kahvaltı çatal yok"diye homurdandı.Masaya iki çatal koydu.Kocası alalacele kahvaltı edip çıktı."Hayırlı işler" deyip kapıyı kapattığında büyük mutsuzluğuyla başbaşa kaldı kadın.Televizyonu açtı.Seda Sayan başlamamıştı daha.Televizyonun sesini açarak mutfağa gitti .Kahvaltı masasını topladı.Yemeği ocağa koydu.Yatakları topladı.Çocukların etrafa saçtıklarını topladı.Yatak odasının camını kapadı.Elektrikli süpürgeyle bütün odaları süpürdü.Yemeğin altını kapattı.Seda Sayan başlamıştı.Oturdu televizyonun karşısına zavallı hayatları seyretmeye.Parçalanmış ailelerin hayatlarını izlemek hoşuna gidiyordu."Çok şükür,evlatları sağ ,kocam başımda" diyordu izlerken.
reklamlarda ev işlerine devam ediyordu.
Öğlen çocukları aldı okuldan.Yemekten sonra yine o bıraktı okula.Eve dönerken birisinin "garibim,bu kadına yaptığı yazık ama bak kadın nası uğraşıyo onun çocuklarınla.O başka karılarla gezsin."dediğini duydu.İçi acıyodu acımasına ama alışmıştı artık bu sözlere.Yakınları yüzünede söylüyordu."Boş ver diyodu.Dönüp dolaşıp yine bana geliyo ya.Hem bir benim kimi aldatıyo canım" diye geçiştiriyordu konuşmaları.
severek evlenmişlerdi.Sadece adamın değilki kadınında sevgisi bitmişti adama karşı.Ama elalem ne der.Çocuklar ne olur.Ya daha kötü olursa diye boşanmamıştı.
okuldan sonra komşusuna gitti biraz bir kahve içti.Nerdeyse bir yıldır konuştukları şeyleri konuştular yine .Çocuklar,temizlik,yemek,koca anabaşlıklarıyla sürdürdüler konuşmayı.
eve giderken çocukların çıkış saati gelmişti onları okuldan alıp beraber gittiler eve.
biraz ütü yaptı.Akşam için yiyecek bi şeyler hazırladı.Çocuklar ödevini yaptı.Beraber dizi izlediler televizyonda.Çocuklar uyudu.O biraz daha televizyon izledi.Sonra kapattı.Derin bir yalnızlık duyuyordu.Bir şeyler yanlıştı biliyordu.Ama cevabını bilmediği bir şey vardı.NE YAPABİLİRDİ?
Rutin işlerini yapıp yattı.Kocasının eve gelip gelmeyeceğini bile bilmiyordu.Gelmesin istiyordu .Kocası eve gelmesin; bir yerden kocasının öldü haberi gelsin istiyordu.Böyle düşündüğü için vicdan azabı duydu.Gözlerini kapadı.Mutsuzdu.
Bu hikayenin kahramanı o kadar çok ki bazıları benim arkadaşım,bazıları sizin arkadaşınız.Bu mutsuz hikayeyi her gün sürdürüyorlar.
VE BİZ HALA UMUTSUZ EVKADINLARININ NASIL DAHA MUTLU OLBİLECEKLERİNİ BİLMİYORUZ.ONLARIN YAŞAM RUTİNLERİNİ DEĞİŞTİREMİYORUZ.

27 Ocak 2009 Salı

melekler korusun


6 yaşında bir kız çocuğuydu ,pırıl pırıl bakışları vardı...o gözleriyle gülerdi.Bir gün o gözlerdeki parıltı kayboldu.Annesi hissetti tuhaflığı ama hiç bilmedi o gün minicik kızına ne olduğunu bilse gidermiydi.Yanından ayırır mıydı hiç.
Sabah erkenden kalktı annesi,evin temizliğini bitirdi.Akşam yemeğine misafirleri gelecekti.Markete gitmesi gerekiyodu.Kızını alsa
uzun sürecekti.Acelesi vardı .Hazırlandı.Kızı elinden hiç bırakmadığı bebeğiyle oynuyordu.Televizyonu açtı."Ben hemen dönücem hayatım,sen televizyon izlersin.Sakın evden çıkma,kapıyı kimseye açma"kızına tembihler verdikten sonra hızla indi merdivenleri alt kattaki kayınvalidesinin ziline bastı."Ben markete gidiyorum. Sevgi'yi yalnız bıraktım.Yarım saate kadar dönerim ama anahtarları sana bırakayım belki bir şey olursa lazım olur"
Sevgi bebeğiyle oynamaya devam etti.Bir süre sonra kapının anahtarla açıldığını duydu annesi sandı. Sandalye alıp gözetleme deliğinden baktı bir erkekti.Çok korktu annesinin yatak odasına saklandı.Kapı açılınca biri "Sevgi nerdesin" diye seslendi.Amcasının sesiydi rahatladı.
Koşarak amcasının boynuna sarıldı "senmiydin amca çok korktum "dedi.
Amcası onu kucağına aldı oturttu. "Korkma "dedi.Sonrası çok hızlı gelişti.Amcası pantolonunu ve sevginin eteğini çıkarmıştı. sonra bir şeyler yaptı .Bir acı hissetti sevgi büyük bir acı.Amcası göbeğine bir şey sürdü."Süt" dedi bu "korkma süt" "Bu çok güzel bir oyun ,korktuğun zaman hep oynarız olur mu?Ama kimseye söyleme ikimizin oyunu olsun bu"
Sevgi ne olduğunu bilmiyordu ama kirli bir oyundu bu ,kimseye söyleyemeyeceği bir şeydi.
Annesi eve geldiğinde Sevgi yalnızdı.Bebeğine sımsıkı sarılmış oturuyordu."Benim uslu kızım"dedi annesi...
6 yaşında bir kız çocuğuydu,gözlerindeki ışık söndüğünde.
Amcası 5 yıl sonra evlendi.Bu sürede iğrenç oyununu hep sürdürdü.Sevgi kimseye söylemedi...
Aşık oldu bir gün .Ama evlenmedi.Çünkü o ne zaman sevişmeye kalksa amcasını hatırlıyor.
Şimdi tartışıyorlar çocuk tecavüzcüleri hadım mı edilsin , mühebbet hapse mi mahkum olsun diye?

26 Ocak 2009 Pazartesi



Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir..


Şüphesiz ki yaşamı tersten yasamak daha güzel,


Hatta mükemmel olurdu.Nasıl mi ?Cami'de uyanıyorsunuz.


Bir tahtasandık içersinde,


Herkes karsınızdasaf durmuş, iyiliğinize dua ediyorve tüm haklar helal edilmişvaziyette.


tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı,


Olgun ve ağırbaşlı olarak.


Herkes etrafınızda, büyük birİtibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi


Hazır.arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.


Doğar doğmaz devlet sizemaaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızıalıyorsunuz.


Ne güzel, hazır maaş, hazır ev....


Altmışlı yaslara kadar hersek garanti, huzuriçinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor,kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir günçalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız günsize hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altınkol saati veriyor patronunuz.. Ve genel müdürlükveya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli birinsan olarak ise başlıyorsunuz. Herkes karsınızdael pençe divan...vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketlerde başlıyor. Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.


Diğer hormonal aktiviteler artıyor,fevkalade.....aman ne güzel günler başlıyor...


Derken bir gün patron size artık üniversiteyegitsen daha iyi olur diyor.


Bu arada babanız ortayaçıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık eve dön, isibırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun..." keyfebakar misiniz ?Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.


Ekmek elden,su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler,kızların sayısı artıyor. Derken Anne ve babanız sizigötürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yokartık....Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur,keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" Diyorlar..Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızıbile Temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyorve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.Derken anneniz bir gün size süt vermekararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor.Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklindehazır. Bir gün karanlık ilik ve sıcak bir ortamagiriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmayadahi gerek yok, bir kordondan besleniyor,sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız birortamda yasıyorsunuz.Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş bir olayla hayatınz bitiyor...


CAN YÜCEL

23 Ocak 2009 Cuma

geri döndümmmmmmmm

her şey çok güzeldi misafirler, oyun hamurları ,çocuklarla ufak geziler,kartonlar ,makaslar,pamuktan kardan adamlar,ördüğüm süveter,temizlik yapmak, kek yapmak,yemek yapmak,yatakta miskinlik yapmak.............

ve bu sürede asla internet yok...

bütün sır burda belki basit yaşamak lazım


yaşamak ciddi iştir

şakaya gelmez hayat

bir sincap gibi mesela yaşamın dışında ve ötesinde bi şey beklemeden

yada kocaman gözlüklerinle labaratuarda insanlar için ölebileceksin

yüzünü bile görmediğin insanlar için hemde


ne zeki adammış nazım hikmet

ortaokul aşkımdı benim

31 Aralık 2008 Çarşamba

tatile çıkıyorum


kızlarımla 20 güzel gün geçricem.boya kalemli oyun hamurlu,makaslı ,kağıtlı,dağınık 20 gün
ve en sevdiğim diziyi izleyeceğim.Amerikanın birbirinden güzel sexy umutsuz ev kadınlarını.
Hangi gün hangi saatte yayınlandığını bile unuttum...çok güzel bir dizi.adıyla bağdaşmıyor umut dolu bir dizi.Severek izliyorum ve düşünüyorum bunlar umutsuz ev kadınıysa bizimkiler ne durumda acaba....
dönüşümde bir kaç umutsuz ev kadını hikayesi anlatmayı planlıyorum..

Hiç kimsenin böyle küçük elleri yoktur

Saate bakmadım.sabahın yaklaştığı saatlerdi.Hava tam anlamıyla aydınlanmamıştı henüz.Minik ve sessiz adımlarla yanıma geldi."Korkuyorum" dedi.Davet bekler gibiydi ses tonu.yatağımdan hiç kalkmadan kollarımı açtım.Yatağıma geldi.Üzerime yattı.Başını her zamanki gibi kalbimin üzerine koydu.Bacaklarını karnına topladı .O muhteşem ellerinden biriyle bana sarıldı,diğeriyle saçlarımla oynamaya başladı.gözleri kapalıydı hemen uyudu.Onu izledim yine bir milyonuncu kez.Saçlarını okşadım.Göz kapaklarına ,kirpiklerine,burnuna,dudaklarına baktım baktım,baktım... Onu alıp içime sokasım geldi yeniden...Mutluluğu anlatacak bir kare dondurabilse insan hayatından bu anı dondurmak isterdim.kızlarımın bana sarılarak uyuduğu anlarııııı.. tuhaf oluyor insan içinden iki insan çıktığını düşününce...Onlar benim karnımdayken güvendeydi.Şimdi de korktukları zaman gece yarısı minik adımlarla benim yanımda alıyorlar soluğu.Yine güvende olmak istiyorlar.minicik elleriyle sarılıyorlar bana.bense kimbilir kaçıncı kez onları sonsuza kadar korumak için söz veriyorum kendime... sabah uyandığımda ezgi hala yanımdaydı .onu öptüm sabırla uyanmasını bekledim....yatakta oynadığımız ufak oyunlar çok hoşuma gidiyor.Minik ellerini severken uyandı .Bende bana nedense ezgiyi anımsatan ve ona çok sık söylediğim şarkıyı söylemeye başladım yine "hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur" "val ,val, val,bak benim ellerim minik görüyomusun ,yağmurdan bile minik.Benim küçük ellerim val" Diye bağırarak isyan ediyordu bizim minik...



30 Aralık 2008 Salı

bu ne yaman çelişki

yıllar önce bosna hersekte olmuştu benzer vahşet...çocuktum...bosna hersek deyince hemen kıyma makinelerinden geçirilen çocuklar geliyor aklıma...
bir yerlerde küçücük bebekler ölüyor.hiç suçu olmayan bebekler,ölümün anlamını bile bilmeyen bebekler ölüyor.Kimin hakkı var hayatlara bu acıyı sokmaya...evladının cansız bedenini kucağına alan babalar.bidaha göremeyeceği minik yavrusunun yüzüne özlemle bakan anneler kardeşinin cesedini dehşetle gören çocuklar takdir - i ilahi deyip unutabilir mi alçaklığı...haklı bir intikam yerleşmez mi minicik yüreklere...

herkesin birbirinden haberdar olduğu bu modern iletişim çağında göz göre göre ölüyorlar .onlar da , bosnahersekte olduğu gibi ve sadece müslüman oldukları için ölüorlar ve kimse hiç bir şey yapmıyor.
siyaset öyle bir hal aldı ki artık kimsenin kalıcı dostları ve kalıcı düşmanları yok sadece kalıcı çıkarlar var.Amerika yı karşısına almak istemeyen bütün modern dünya ülkeleri bu vahşete seyirci ...
bir gün sırf müslüman olduğumuz için bize de saldırmazlar diye ümit etmekten başkabi şey yapamıyoruz .
müslümanlar sayıca bu kadar çokken ve müslüman ülkeler bu kadar yer altı zenginliğine sahipken niye güçsüz ... dinimizin gereği birlik ve beraberlikken kendi aramızda bile ni ye bu kadar ayrıyız...bu soruların yanıtlarında gizli başarısızlığımız...

Biz kaoslar içindeyiz ...bir yerlerde bebekler öldü annelerinin gözü önünde işkence edilerek.
bir yerlerde bebekler ölüyor
yarın katillerin ülkemizde olmayacağını kim garanti edebilir.


bütün dinler can almayı haram sayarken;tarih boyunca en vahşi savaşlar en insandışı işkenceler en acımasız cinayetler hep din adına işlenmiş .En çok kan din için dökülmüş.

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ demeden edemiyor insan.