6 Nisan 2010 Salı

ruhumda ve bedenimde her şey uyum içinde


bu pozitif düşünce geyiği her yerde dolandığına göre gerçek olmalı...birazdan iş yerimin kapısından ruhumda ve bedenimde her şey uyum içinde diyerek çıkıcam.kızımı almaya gideceğim.uyumlu ruh ve bedenimle beraber yolda herkese gülümseyeceğim.bakalım ne olacak

......yazarım dönüşte.

5 Nisan 2010 Pazartesi

dansa,çiçeğe,bahara,kiraza,bebeğe ,herşeye festival yapmışlar

japonlar ne çok festival düzenliyormuş yeni farkettim

23 nisan çocuk bayramı bir tek bizde var sanıyordum meğerse japonlar da kutluyormuş hemde o güzelim dev uçurtmalarla.Birde şu 1000 yıllık dans festivalini merak ettim doğrusu ......

bakın japonyadaki Festival ve Etkinlik Tarihleri
1-14 Mart: Nara’da düzenlenen Todaiji Tapınağı Omizutori ya da Su Çekme Festivali. Çam ağacından yapılan fenerlerin titreyen ateşiyle yapılan dini ayin, ayın 12’sinin gecesi zirveye ulaşır.
3 Mart: Tüm ülkede kutlanan Hina Masturi ya da Bebek Festivali. Kızlar için kutlanan festivalde insanlar kendi evlerinde minyatür bebeklerle süslemeler yapar.
13 Mart: Nara’daki Kasuga Mabedi’nde düzenlenen Kasuga Festivalinde 1000 yıllık klasik bir dans sergilenir.
Mart Ortası (15 gün boyunca): İkinci Sumo Turnuvası, Osaka.
1-30 Nisan: Kyoto’da düzenlenen Miyako Odori ya da Kiraz Dansı. “Maiko��? adı verilen küçük dansçı kızlartarafından gerçekleştirilen Japon dansları.
8 Nisan: Bütün Budist Tapınakları’nda Buda’nın doğuşu anısına kutlanan Hana Matsuri ya da Çiçek Festivalleri.
14-15 Nisan: Takayama’daki Hie Mabedi’nde düzenlenen ve görkemli şölen arabalarının geçtiği Takayama Festivali.16-17 Nisan: Nikko’daki Futarasan Mabedi’nde düzenlenen ve süslü şölen arabalarının geçtiği Yayoi Festivali.
3-4 Mayıs: Fukuoka’da kutlanan ve efsanevi tanrıların at sırtında geçtiği Hakata Dontaku.
3-5 Mayıs:Hamamatsu’da düzenlenen Uçurtma Yarışları. Yarışmacılar,rakiplerinin uçurtmalarının iplerini kesebilmek için dev uçurtmalar uçurur.
5 Mayıs: Tüm ülkede kutlanan Çocuklar Günü. Bahar rüzgarında dalgalanan sazan balığı şeklindeki renkli flamaları ile ünlüdür.
11 Mayıs: Gifu’daki Nagara Nehri’nde yapılan karabatak avı. (15 Ekim’e kadar)
15 Mayıs: Kyoto’da düzenlenen Aoi Matsuri ya da Gülhatmi Festivali büyüleyici bir gösteri ile kutlanır.
Mayıs Ortası (15 gün boyunca): Üçüncü Sumo Turnuvası, Tokyo. Tokyo’daki Kanda Myojin Mabedi’nin Kanda Festivali (tek rakamlı senelerde düzenlenir). Düzinelerce gezici Mikoshi mabedi geçit törenine katılır.
17-18 Mayıs: Nikko’daki Büyük Toshogu MabediFestivali. Zırh giymiş 1000’den fazla erkek harikulade alayakatılır.
Mayıs’ın 3. Pazarı: Kyoto’daki Oi Nehri üzerindekutlanan ve eski teknelerin geçiş yaptığı Mifune Festivali.
Mayıs’ın 3. Pazarı, 2. Cuması ve Cumartesisi: 3 büyük ve 100’den fazla küçük gezici mabedin geçiş yaptığı Asakusa Mabedi Sanja Matsuri Festivali.

3 Nisan 2010 Cumartesi

igor - tiger



igor mu olmak istiyorsun ?
tiger mı ?
Herkes neşeli enerjik pozitif tiger olmak istiyorsa ,sokakta niye yüzlerce igor görüyorum her gün...........

2 Nisan 2010 Cuma

ah.hhhh........benim liseli aklım.....

"bazı insanlar diğerlerinden farklı ve yaratıcı düşünebilirler,ama düşündüklerini yapmıyorlarsa bunun kimseye faydası olmaz.Pratik yoksa teori hiç bir işe yaramaz"
lisede bir öğretmenim vardı.beni nerde görse bu cümleyi tekrarlar dururdu.10 yıl geçti üzerinden ve yeni yeni dank ediyo adamın söyledikleri.
Ahhhh Muzaffer hoca şimdi tekrar seni görme şansım olsa ve bana yol göstersen ne güzel olurdu.Düşüncelerimin çoğunu hayata geçiremiyorum..ya zamanım olmuyo,ya bütçesi,yada adım atacak gücüm olmuyor.En kötüsü de bir bakıyorum ki biri benim düşündüğümün aynısını yapmış.Böyle durumlarda kendime çok kızıyorum.sonra söz veriyorum fikirlerimi hayata geçirmeye...Ama bunun yolunu bulamıyorum.
Muzaffer hocaya anlamsız gözlerle bakmak yerine ne demeye çalıştığını anlasaydım belki de fark ederdim bendeki eksiğin ne olduğunu............

18 Mart 2010 Perşembe

acil asistan arıyorum.........

göğsümde ki kist için hala doktora gitmedim.Hem yaşamayı bu kadar istemek hemde sağlığıma dikkat etmemek nasıl bir tezattır bilmiyorum.işime bağlılığımdan doktora gitmeye fırsat bulamıyorum.........Ama gidicem söz....
İş ,ev, çocuklar,arkadaşlar,iş arkadaşları,çocuğun okul arkadaşlarının anneleri......Geziler,akraba ziyaretleri,arkadaş ziyaretleri,iş gezileri...Bu durumla başa çıkamıyorum.kimseye yetemiyorum.
Acilen bir yardımcıya ihtiyacım var.Benim için hayatı kolaylaştıracak "onu hiç düşünme ben hallederim diyecek güven verecek birine"Ben kuafördeyken mesala bana kıyafet ayarlıyacak kıyafetime en uygun çorabı bulacak,bana zaman kazandıracak biri olsa yaşamımda ne iyi olurdu.
Bu bir hayal tabiii..........
Bu öğleden sonra kızımı sevgilisinin evine götürücem.dün kendine iki tane elbise aldı.Biri rengarenk ,biri beyaz.ikisinden birini giyecek ama hangisini bilmiyor henüz ve onun kıyafet aksesuarlarını bile ben almak zorundayım.toka çorap v.s. ve işimi bırakıp gideceğim diye aklım hep işte kalıyor.gittiğim yere ait olamıyorum.saçma sapan konuşup kendimi rezil ediyorum.yeni insanlar tanımak ne zor.özellikle de kendi ni tanıtmaya çalışmak....neyse güzel ve keyifli bir gün diliyorum kendime...size de tabiiki ....

7 Mart 2010 Pazar

uyuyunca unuturmuş insan


sakın birini kırdığımı falan ya da kırıldığımı düşünmeyin.benim kırgınlıklarım geçmişime ait.ne zaman kendimle baş başa kalsam aklıma geliyor işte napayım.her şey normal hayatımda .Bu kadar mutlu olmak hemde son 10 yıldır bunun sürmesi tuhaf geldi birden.bütün kırgınlıklarımı unutup uyumak istiyorum.uyuyunca unutmak ve bir daha hatırlamamak......geriye kalan ömrümün ilk gününde yenilenmek istiyorum.işimi daha az düşünmek çocuklarıma daha çok sarılmak istiyorum.tarihin arka odasını izliyorum bir yandan da haber türkte.yan tarafımdada bir horlama sesi....gecenin sessizliğinde baykuş sesi duymak.özlemişim.ne güzelmiş gece kendimle kalmak.geceleri seviyorum ben.ama bu keyfi yarıda bırakacağım.eskisi gibi değil ki hayat.sabah erken kalkıp ev halkına pazar kahvaltısı hazırlayacağım.mutlu bir anne olabilmek için de uykumu almalıyım.zamanımı sadece kendim için kullandığım günler çok geride kaldı .şimdi saatlerimi satıyorum ve satın alınmamış saatlerimi kocama kızlarıma ayırıyorum.kendime ulaşamayacağım kadar uzaklaştım.her şeye rağmen iyiki çocuklarım var diyenlerdenim.bol zamana sahip olanlara imreniyorum tabiiki.ne büyük zenginlik.zamanına ve hayatına sahip olanlar şanslısınız her gece aynı saatte uyumak ve her sabah aynı güne uyanmak zorunda değilsiniz.neyse ben şimdi uyumaya gidiyorum ve unutmaya...........

27 Şubat 2010 Cumartesi

sıkı bir volkan konak hayranı oldum




müthiş sempatik.sımsıcak bir insan .Sana kendini iyi hissettiriyor ve bunu sadece şarkı söyleyerek yapıyor.göklerde kartal gibi şarkısını dinliyorum günlerdir ve tüm gün boyunca ne zaman sıkılrım bimiyorum ama şimdilik büyük bir keyif alıyorum.Kuzeyin oğlu programını ise izleyemedim.Üstelik Edip Akbayram varmış akşam.herkesin tadı damağında kalmış.Tekrar yayınlarlar inşallah.

şirinleri çok özledim........


şirinleri gargameli bile çok özledim.hangi kanalda kaçta yayınlanıyo.bilen varsa yazsın lütfen.

22 Şubat 2010 Pazartesi

yunanistanda bir düğün

internetin nimetleri sayesinde 6 arkadaş 15 yıl sonra ilk kez yunanistanda ki bir düğünde bir araya geldik.Ne büyük mutluluktu.Özlem yerini büyük bir keyife bıraktı.Beni en çok şaşırtansa değişen fiziğimize karşılık değişmeyen ruhlarımız oldu.Sessiz olan hala sessiz,disiplinli olan hala disiplinli,komik olan,hayalci olan herkes özelliklerini korumuş.Ne yaparsak ne yaşarsak yaşayalım karakterimiz değişmiyor demekki....kimbilir belki doğuştan geliyordur özelliklerimiz.Belki de evrenbize görevler vermiştir ve evrende ki boşluğumuzu dolduruyoruzdur.....Yol kenarlarından minyatür kiliseler vardı bi de dikkatimi çeken.Trafik kazalarında ölen olursa o ölen kişinin anısına kaza yerlerine mini kiliseler yapıyorlarmış.Güzel fikir aslında hemdesürücülerin dikkatli olması nıda sağlar.
Birde evlerin beyaz olması ,beyaz badanalı evleriyle ünlüymüş yunanistan.Evlenen arkadaşım da mimar olduğu için çok güzel dekore etmiş evini.
Türklerin yaşadığı köyler çok güzel.İnsanlar sıcacık ve içten.Ama yunanistanda türk olmanın ezikliğinide üzerlerinde taşıyorlar.Aynı giyim tarzındaki iki insandan hangisi türk hangisi yunan anlıyorsunuz .Ezilmişliğin kattığı havayı alıyorsunuz hemen.Bunun için utanıyorum biraz.Fazla sahip çıkamamışız arkalarında olamamışız gibi hissediyorum.Beni yunanlı sanıp bana yunanca konuşanlara gülümsüyorum.Türk arkadaşlarım tek kelime yunanca bilmeyen bana tercümanlık yapınca şaşkınlıklarını okuyorum yüzlerinde.
Dönüş yolunda otobüs beklerken yaşlı bir amcayla tanışıyoruz.türkiyeye geçtiğinde istanbula devam edecek olan otobüs onu otagara götürmeyecekmiş .Beni almaya gelecekler arabayla seni otagara bırakırım diyorum.Ama otobüsten inince unutuyorum otobüs hareket ettiğinde hatırlıyorum yaşlı amcayı ne yaptı acaba ........
Türk bayrağını ve hoş geldiniz yazısını görünce tuhaf bir duygu hissediyorum milliyetçimiyim ne....günler sonra ilk kez türkçe bir yazıyla karşılaşmak iyi geliyor.
bundan sonraki tatilim disneyland a olsun istiyorum.kızlarımla beraber..




14 Şubat 2010 Pazar

günaydın sevgilim


özel günlere bayılıyorum.sanırım bana kattıkları heyecanı seviyorum.çocukluğumdan beri mesela doğum günümde içim kıpır kıpır kalkarım yataktan.insanların bana özel davranmasını isterim.şımartılmak isterim.Başkaları için özel olan günlerde de onları şımartmayı da bilirim ama......bencil değilim.miniminnacık süprizler yaparım uzaktaki arkadaşlarıma.hepimizin beklediği hatırlanmak ve sevildiğini bilmek değil mi şu fani hayattan.ne var birini onun bizi sevdiğinden daha çok sevsek ve bunu belli etsek...........

her sabah ite kaka uyandırmaya çalıştığım kocamı bu sabah öpücüklere boğdum.yataktan çıkması bir buçuk saat sürdü ama olsun bu gün pazar.ve bu gün sevgililer günü.şimdi sevgililer günü için mekanları süslüyoruz,masalar hazırlıyoruz,mumlar şamdanlar falan.akşama hazırladığımız mekanlardan birinde yemek yeriz.yada evde kalp şeklinde patatesler havuçlar doğrayıp yemek hazırlarım kalpli tabaklarda servis yaparım bilmiyorum.........şu uçan balon teslimlerini bir yapalım sonra gece için plan yaparız.ya da akışına bırakırım artık napayım.sabah dükkana bir geldim bilgisayarımın önünde iki gül vardı.yücel banamı bıraktı yoksa elemanlardan birine sevgilisimi aldı çözemedim henüz.hayır bana değilse moda giripte rezil olmatyayım millete.bir kaç telefon görüşmesinden sonra ortaya çıkar neyse.arayamıyorumda adam süpriz yaptıysa bana teşekkür bekler.bir kaç romantik söz bekler....

sevgililer günü hakkında hala tartışıyorlar.yok gereksiz miş yok boşunaymış.sevgiden zarar gelir mi hiç.birbirini seven insanlardan korkulur mu...........saçma.

HEPİNİZİ ÇOK SEVİYORUM SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN.ha Bu arada bu yıl sevgiliye yusufçuk almak modaymış.nedendiye merak ederseniz yusufçuklar eşini hiç aldatmazmış.eşine sadakatini göstermek isteyenler akın akın yusufçuk alıyorlar.kolye küpe yüzük ne bulurlarsa.altını gümüşü elmas taşlısı bile var.Herkes maddiyatına göre sadakatını anlatabilecek yani............