geçen yıl kurs açılmıştı niye gitmedimki sanki. niye onu dinledim. neden.
Az önce iki yunanlı geldi .türkçeyi çok az biliyorlar.birisi yıllardır müşterimiz.ben yokken sipariş vermişler.ama benim hiç bir şeyden haberim yok.9 ekimde vermişler siparişi.şimdide almaya gelmişler.sabah kızımı okula götürdüğüm için saat 1:00 de geliyorum ya işe.elemanlarda 1 saat içinde hazır olacak deyip göndermişler adamı.ben dükkana geldim.adamlarda siparişlerini almaya geldiler.elemanlar yetiştirememiş,kalıpta sorun çıkmış.ve benim bu gün haberim oluyor.
daha 1 saat beklemesi lazım işin olması için.ama adamlar yunan.zaman kavramları bizim gibi değil.1 saat sonra dediler 1 saat geçti geldik niye hazır değil diyorlar.anlatamıyorum kendimi.30 euro da kapora bırakmışlar onu geri istiyorlar.tamam vereyim dedim,bir baktım cüzdanımda sadece 50 lira var.kasadan alayım dedim, kasanın anahtarını evde unutmuşum.adamlar parayı bvermek istemediğimi sanıyorlar.polise gidicez falan diyo biri.Allahtan öbürüyle yıllardır tanışıklığımız var ki o engel oldu.Bide yaşlılar.yaşlı insanların zaten anlamama konusunda özel bir yetenekleri var.dilimizide bilmeyince düşünün halimi.
Elemanın sorumsuzluğunu fena şekilde ben ödedim yani.Adamlara haberim bile olmadığını anlatamadım.
Bana diyo ki çok sorunsuz ilişkimiz vardı niye böyle yalan oldu.niye yalan söylediniz.1 saat dediniz hala yok.paramızıda vermiyosun.
üstümde o kadar para yok nutkum tutuldu ,kendimi ifade edemiyorum,boş yere suçlanıyorum,elemana nasıl kızıyorum...neden sonra arkadaştan borç alıp döviz bürosunda 30 euro yaptırıp adama geri veriyorum.Bide parayı alsın diye gönderdiğim öbür eleman nasıl sallana sallana geliyo anlatamam. o geciktikçe adamlar polise ulaşmaya çalışıyo falan.
neyse verdim paralarını gittiler.benim 5 yıllık müşterim gittiiiii.yanındaki adama da o tavsiye etmiş bizi.bide böyle bir rezillik söz konusu.
Sorumsuzluğu affedemiyorum.bak bunu okuyan çalışanlar varsa lütfen işinize sahip çıkın.zaten piyasa kötü.yaptığınız sorumsuzluk yılların emeklerini boşa çıkarıyo......
ellerim titriyo şu an sinirden.ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.Atölyeye hiç uğramadım bile .Eleman şanslıysa gözüme görünmesin kesin kovulur bu gün.Ya da söyleyeceklerime katlanamaz kendi istifa eder.Yok yok yakında kovarım ben bu salağı.bu kaçıncı hatası.affettikçe hatalarına bir yenisi ekleniyo.tamam biliyorum çocuk iyi niyetli.Saf biraz elinde olmadan hata yapıyo ama burası da bir iş yeri.Hatalarının bedeli benim için ağır olmaya başladı.hem ne demişler aptal dostum olacağına akıllı düşmanım olsun.İşte aptal bir çalışanın olursa böyle olur.7 yıldır yanımda çalışıyo çıkartmaya da kıyamıyorum.Allahım sen bana yardım et.yada mustafa ya akıl ver.nolur ama çabuk ol.
11 Kasım 2009 Çarşamba
9 Kasım 2009 Pazartesi
domuz giribi, gdo gösterdiki sağlık sektörümüzde çökmüş

kafam iyice karıştı.2 çocuğum var ve sıra okullara da gelince ne yapacağım bilmiyorum.biri bana yardım etsin...
GDO lu ürünler hakkında bilgi sahibi olmak için doktorlar programını izledim bu sabah.böyle kepazelik görmedim.Hani biz ilkokulda senin babam benim babamı döver gibi şeyler yapardıkya.Koskoca adamlar ve bunlar türk doktorları resmen s...d..k yarışına girdiler.sarışın hatunda soruyo orada oturanlara ne anladınız efendim.Şahsen ben bi şey anlamadım kafam karıştı.Lütfen yapmayın şunu hayatımın 2 saatini size izlemeye ayırmışım ;siz beni salağa çevirdiniz.
Aşı ol diyenlerinde ,olma diyenlerinde kendince haklı nedenleri var.kime ve neye inanacağımı şaşırdım.ÇOCUĞUMA KENDİ ELİMLE KÖTÜLÜK YAPMAK İSTEMİYORUM.
Domuz giribi hakkında bu kadar düşünürken cumartesi iş dönüşü yol kenarında ölmüş domuz ceseti gördüm.Bir işaretmi bu acaba.
Etiketler:
bu saçmalık son bulsun,
domuz gribi,
gdo
5 Kasım 2009 Perşembe
her yerde bir aldatılan kadın aldatan erkek mevzusuuuu

defne samyeliden sonra koskoca gündem oluştu......... ne bu canım ...onun gibi kadını da aldatan var ya helal olsun.
ama biz kadınlar ezik yetiştiğimizden midir nedir.hemen kendi hemcinslerimizi suçluyoruz.ERKEĞİNİ ELİNDE TUTMAYI BAŞARSAYDI.KİMBİLİR NE YAPTIDA ADAMIN GÖZÜ DIŞARI KAYDIIIIIIIII....
Biz böleyiz.doğamızda var .hep bir suçluluk hali.
Aldatan kendi kocamız olunca bu sefer gene kadını uçluyoruz "benim kocam böle şey yapacak adam değildi o o.....u ayarttı kocamı.kim bilir nasıl aklına girdi."
yani erkekler ,aldatan erkekler size de gün doğdu hadi..bak önce biz aklıyoruz sizi.O boku yedikten sonra bide kendinizi millete affettirmeye uğraşmıyonuz.ee böyle olunca aldatmak ta elinin kiri gibi kolaylaşıyor.Kadınlar tanımış yani size bu hakkı.
Kadın kadar kendine düşman bir ırk daha yoktur herhalde.KENDİLERİNEYSE ÖYLE BÜYÜK TABU KOYMUŞLAR Kİ sıkıyosa aldatsın kadın.Aldatan kadınlarda en az kırk kere düşünüyodur.ve kendinde hep bir suçluluk hissediyordur kesin.Çünkü ilk önce kadınlar suçlayacak onu.
Keşke erkekler içinde çemberi bu kadar daraltabilsek.Toplumsal bir suçluluk duygusu aşılayabilsek erkeklere bak o zaman aldatabiliyorlar mı?
Ve aldatılan kadınlar:
"çocuklarım için katlanıyorum"
"onlar geçici sonunda yine bana geliyo"
"erkektir doğasında var engel olamam ki"
"yuvam dağılmasın"
ayaklarını bırakın artık.bu kadar taviz vermeyin şu erkeklere .
Onların eline teslim ettiğiniz şey hayatlarınız.Film koptu mu bir daha geri dönüş yok. bidaha yaşama şansınız yok.Sizi mutlu eden insanlarla görüşün sadece,Sizi üzenlerinde kıçına tekmeyi basın .olsun bitsin.Ama çocuklarım mı diyorsunuz unutmayın ki mutsuz bir anne çocuklar için daha tehlikelidir .
4 Kasım 2009 Çarşamba
bu gün herkese kızma modumdayım yaklaşmasınlar bana

okula giderken beyaz külotlu çorap giyme saçmalığı son bulsun istiyorum.
resmi kıyafet diye diye çocukların ruhlarını öldüren kıyafetleri hangi zevksiz seçiyo bunu da cidden merak ediyorum.
nedir bu ya herkesi tek tip yapma çılgınlığı.
farklılığa kimsenin tahammülü yok.
geçen gün bulut yapmışlar okulda.kartondan kesip.İplede damlalarını bağlamışlar (öykü danla diyo )sabah sınıfa bıraktım .Bak anne dedi bu benim bulutum. ağzı zikzak ,gözleri de şaşı..
Baktım bütün çocuklar ne kadar güzel yüzler çizmişler.harika gözler,gülen ağızlar.Öyküyse bir yamuk ağız bir şaşı göz yapmış.
"nasıl anne en komik benim bulutum dimi.çok farklı bir bulut o dimi anne"
Ne yalan söyleyeyim en farklı olmasına farklıydı ama nasıl içime oturdu kızımın diğerleri gibi normal bir yüz çizmemesi anlatamam.
nasıl başardılar bilmiyorum ama buda olmuş işte beni de normalleştirdiler.
kızımı okuldan alıp eve götürürken nasıl içim içimi yiyordu anlatamam.
eve gider gitmez onu oturttum çalışma masasına.
nasıl onu ihmal edipde gülen ağız çizmeyi öğretmedim.
ne sorumsuz anneyim ben.
en güzelinden iki göz çizdim bi de gülen ağız.bak dedim bi daha bulut falan yaparsanız gözlerini ağzını böyle yap.
aman anne ne saçma bir surat bu ya.herkes bu suratı yapıyo zaten demez mi bacak kadar boyuyla.
hepimiz almışız elimize bir tebeşir; etrafımıza daire çizmişiz.o dairenin çizgilerinden çıkamıyoruz.
kendi hapishanelerimizde ölüp gidiyoruz.
çizgileri silmek tehlikeli çünkü.
ne kadar başkalarının hayatlarına banzerse hayatlarımız o kadar az yara alıyoruz.
neyse bu daire meselesi daraltıyo beni bu günlerde....
yağmurrrrr yağmurrrrrrrrr yağmuurrr diye bir şarkı var ya onu doladım dilime.
kızımda şemsiye istiyo bloom lubana göreyse şemsiye kadar tuhaf bir aksesuar yok.
hep gülerim insanların elinde şemsiye tutan hallerine doğaya karşı aciziz işte.
bide şemsiyelilerin yanından geçerken o demirlerden üstüme damlayan sulara sinir oluyorum.
sen ıslanmayacaksın diye etrafına terör estirmenin ne anlamı var.dikkat etsin şemsiye kullananlarda canım.gözüm çıkacak bi gün çok korkuyorum.
Etiketler:
çorap,
okul kıyafeti,
resmi,
şemsiye,
yağmur şarkısı
23 Ekim 2009 Cuma
biri evde kaldı ,diğeri okulda
2 küçük hayat var evde bizden bağımsız gelişen.bu gün baktım sıkı dost olmuşlar.evde el ele tutuşmuşlar kurt baba oynuyorlar. " ORMANDA GEZER İKEEEEEEEEEE......" NE GÜZEL BİR ŞARKIYMIŞ O ÖYLE. ne büyük mutlulukmuş insanın iki kızı olması.birini evde bıraktım anneannesiyle,diğerini okula bıraktım.aşkıyla karşılaştık yolda.bizimki başladı kurtbaba şarkısını söylemeye aşkı önde o arkada koşmaya başladılar.park halindeki arabaların arasına girip oturdular.çıkmaları için zor ikna ettik. zor yetişdirdik okula.
İşyerimdeyim şimdi ve hala canım çalışmak istemiyo.kızlarımın gülen yüzleri ve tatlı sesleri yanımda sanki.
üstümdeki rehavet kalksın artık lütfen.
şimdi bir kahve yapıcam kendime az şekerli.yanında da çikolata ...
gün bitmek üzere ama kendime gelirim belki.ne bileyim .bi şeyde bilmiyorum ki.sonbahar sendromumu ne bu yaaaaaaaaaaaa
İşyerimdeyim şimdi ve hala canım çalışmak istemiyo.kızlarımın gülen yüzleri ve tatlı sesleri yanımda sanki.
üstümdeki rehavet kalksın artık lütfen.
şimdi bir kahve yapıcam kendime az şekerli.yanında da çikolata ...
gün bitmek üzere ama kendime gelirim belki.ne bileyim .bi şeyde bilmiyorum ki.sonbahar sendromumu ne bu yaaaaaaaaaaaa
Etiketler:
aşk yakar,
kahve,
kızlar,
kurt baba,
sonbahar depresyonu
21 Ekim 2009 Çarşamba
ayı gillerden olabilirim şüpheleniyorummmmmmmmmmm.

ay bu günlerde üstümde böleeee hep uyusam uyanmasam hali var.temizlik, yemek, alışveriş hiç bir şey yapasım yok.İşe gelmek bile istemiyorum.evde televizyon karşısına uzanıp elimde şekersiz çayım müge anlı izleyesim var.müge anlı izlemekten bahsediyorum durumum nasıl vahim siz düşünün artık.
bu tembellik hali üstümden ne zaman kalkacak bilmiyorum.Ama kalkar kalkmaz evle ilgili çok fena projelerim var.çocuk odalarını yeniden düzenlemek istiyorum.Biri pembe biri mor olacak.Bu kararı vermemde küçük kızım etkili oldu.Bütün kız çocukları pembe sever sanıyordum ya ben bu morcu çıktı başıma.dolabı yatağı pembe.bende pembe mor karışımı bir oda yapıcam ona.şöyle tüylü tüylü avizeler vardı görmüştüm bir yerde onlardan alıcam.birde tüller sarkıtmak istiyorum yataklarından.perdelerine de el attıkmı süper olucak.
marangozumu aradım bu gün antreye dolap yaptırmak istiyorum.montları ayakkabıları her şeyi içine alsın.evlendiğim zaman aldığım dolap küçük geliyor.kocaman eve sığamaz oldum valla.
Bi de doğtaşın exculive serisinde ödüllü bir tv standı var ya işte onu almak istiyorum.Çok güzelll.Bir mobilyayla yaşadığım ilk aşk.İlk gördüğüm günden beri unutamıyorum onu.Okadar şık tasarlanmışki.baktım unutamıyorum bari alayım dedim.
Koltuklarımıda kaplatıyorum.Konuştum döşemecimle .nasıl bir şey istediğime daha karar veremedim ama.Şu kesin ki kaplatmak istiyorum.Hem adamın işçiliği çok güzel.Daha önce bir kaç şey çizip verdim ona aynısını yaptı.üstelik beklentimden daha güzel olmuştu.işle ilgiliydi gerçi o yaptıkları ama olsun evimde de bir şeylere eli değsin istiyorum.işini seven insanların yaptığı ürünleri kullanmak bir ayrıcalık bence.bilmediğim bir keyif alıyorum bundan.
ÜSTÜMDE BİR DELİLİK HALİ VAR.Evi bile taşıyabilirim .yeter ki bu rehavetten kurtulayım.
Ama ne bileyim eve yapıcam bu değişiklikleri düşünmek bile mutlu ediyor beni.Akşam mesela yatağıma yattığımda hep evi düşündüm ezginin odasına ne alsam ,öykünün odasına ne yapsam,beynimde ev yerleştirmekten uyuyamadım bir türlü.en son baktığımda saat 3 olmuştu.ben hiç bir zaman bir yerde uzun süre kalmadığım için evle eşyayla bağ kuramıyorum aramda. Değişiklik istiyorum hep.yeni bir yere taşınayım yeni insanlar tanıyayım hayatım farklı yöne aksın istiyorum.Tuhaf şekilde korkuyorum bundan sonraki hayatımı böyle yaşayacak olmaktan.Hayallerime yetişememekten korkuyorum.hep hızlı bir telaş içindeyim.bu zaman hızla akıp geçiyor ya bir kere de ben onun önüne geçeyim istiyorum.30 uma geldiğimde 50 yıllık yaşamış olmak istiyorum.
neyse şimdi koltuk modellerine,perde modellerine,avizelere falan bakıcam.sizden gelecek fikirlere de açığım bilesiniz.Özellikle antreye yaptıracağım ayakkabı mont dolabım için farklı modern kullanışlı tasarımlara çok ihtiyacım var.
Etiketler:
antre dolabı,
avize,
doğtaş,
koltuk kaplama,
mor,
pembe,
perde modeli,
tv standı,
yatak örtüsü
15 Ekim 2009 Perşembe
sünger bob

sonunda bende yaptım.kızımın anaokuluna her gün bir anne yiyecek götürüyor.internette ne yapsam diye gezinirken kızım bu pastaya vuruldu.arkadaşlarına da sıra bana geldiğinde annem sünger bob pasta yapçak demez mi.çocuklar baktım heyecanla benden sünger bob bekliyo.dün sıra bendeydi.yaptım götürdüm.
tabiiii pastacı arkadaş sayesinde.çocuklar bu gün hep beraber sünger bobu yiyeceksiniz dedim. sevinçten havalara uçtular.resimdeki benim yaptığım pasta değil.bu blogtan baka baka yaptım.bir ara kendi çektiğim resmi de koyarım.dün o bıcırıkları yemek duası yaparken video ya çektim.
şöyle bi şeydi "YEMEĞİMİ YEMEDEN EL AÇTIM ALLAHIM SANA. AKIL SAĞLIK DOĞRULUK ,İYİ HUYLAR VER BANA.........Devamını unuttum .ayyyy ne güzel çocuk olmak.............................
10 Ekim 2009 Cumartesi
stresli,hüzünlü,huzursuz kadınlar.........

Kadın denilen varlığa ne çok rol yüklemiş doğaaaaa....günlerdir ciddi ciddi bunu düşünüyorum.kadın iyi bir kız çocuğu,kadın şefkatli anne,şehvetli sevgili,mutfaktan yükselen güzel koku,temizlikçi,ahçı,çaktırmadan ve sürekli ortalık düzenleyici..........vs .vs. vs...
eeeeeee yeter dimi bir soluk alsın bu kadın.düşün yakasından izin verin bi kendine gelsinnnn.
erkekler bir an önce kadınlara yardım eli uzatmazsa sevgisiz çocukların büyüdüğü toplumda yaşlanacağız.
Sevmeyi kimden öğrenir ki yeni doğan bir çocuk.annesinin gözlerinden aldığı pırıltıdan tabiiiiiiii.peki günümüzün yorgun mutsuz,huzursuz annelerinin gözlerindeki pırıltı yeter mi mutlu çocuklar yetiştirmeyeeee...
ben mesela ev ,okul, iş çocuklar dörtgeninde o kadar yoruluyorum ki ,farkettim bir palyaçonun papuçlarını okuyamıyorum 2 haftadır kızlarıma.ortalığı toparlarken,yemek hazırlarken,yatakları yaparken ,onlara süt ısıtırken uzatıveriyorlar kitabı burnuma kadar. "anne oku nolurrrrrrrrrrr"
"anne çok yorgun kızım, yarın okuruz"
korkarım 10 yaşına kadar böle sallıcaz çocukları, yani artık birinin ona kitap okumasına ihtiyaçları kalmayana kadar.
ölee çocukla kaliteli zaman geçirmek falanda hikayeeeeeee.O bizim günah çıkarmamız daha çok.
haniii ekonomik özgürlükten,kadının çalışmasından yana olmasam ...kadınlar bırakın çalışmayı oturun evinizde çocuğunuza bakın diyeceğim........ ama buda mutlu etmiyor biiziii.
bak sosyologlar bu konuya bir an evvel el atmalı...çözüm yolu bulmalılar bizeeeeeeeeeeeee.
(büyük kızım anaokuluna başladı...ve aşık oldu öyle şekerler ki görsenizzzzzzzzz.okulda ,parkta el eleeeeeeee.dün bizim kinin büyük aşkı annesine sorduuuuuuu "anne öyküyle evlenebilir miyim ")
20 Ağustos 2009 Perşembe
çok korkmuştum,aynı sıcaklığı bulamam diye
Dün 15 yıl dır görmediğim arkadaşım geldi çat kapı.Dünyanın en büyük süpriziydi.Dükkanda boş boş otururken telefonum çaldı."nerdesinnnnnnn"
"Döviz bürosunun bitişiğinde"
"bende ordayım ama seni göremiyorum" "elinde telefon olan benim"
o yolun karşı tarafındaydı.Karşıya geçmesini beklerden sabırsızlandım dursun şu lanet arabalar ve hemen ona sarılayım istedim.Sevgililerimi beklerken bile böyle bir duygu yaşamamıştım.
"Çok değişmişsin" "Sende "
Bun denli değişmesi tuhaf geldi bana .ulan 11-12 yaşlarındaydık.çocuktuk yani...Şimdi aradan yıllar geçti ben evli barklı kadın oldum.iş güç sahibi koca insanlar olmuşuz ikimizde.Değişmemiz çok normal.ama gelde bunu beynime anlat....zamanın hızla akıp geçtiği bir geyik değil.gerçeğin ta kendisi.....
Arkadaşımla karşılaştığımızda ya soğuk nevalenin biri olduysa ,ya avukat oldum ayağına havalardaysa,ya eskiye ait güzel duygularımın içine ederse diye çok korktum.Ama çok şükür korktuğum gibi olmadı.Bunu aynı özlemle oda bana sarılınca hissettim.Sanki 15 yıl geçmemiş yada geçen süreçte de birlikte yıllanmışız gibi...
Ayrılma vakti gelince gitmelerini hiç istemedim.Ama almancılar dönüşte ya gümrük kapısında çok sıra varmış dönmek istediler. o kadar çok konuşulacak şey vardı ki daldan dala atlıyorduk.
anlatmayı unuttuğum çok şey kalmıştı gittiklerinde ve nişanlısına ne kadar şanslı olduğunu söylemeyi de unuttum.ne kadar özlediğimi, ne kadar sevdiğimi de söylememişim bak şimdi farkettim.
onlar gidince zülfüyü dinledim "gözlerin" "bulup yitirmek yitirmek " buydu işte bulup yitirmek.
akşama kadar gözlerin dinledikten sonra melankolik adımlarla eve gittim.Evde kızlarım,mutlu kızlarım kapıyı açınca bana kendime gelmem çok sürmedi.yemekten sonra attım onları arabaya gezdik.kafa dağıttık.5 yaşındaki kızım da diyor ki "anne böyle kızkıza takılmak ne güzel .üç kız geziyoruz."
EVET ÇOK GÜZEL.hayatı ıskalama şansımız yok madem hayatı şölene çevirmeliyiz o halde. dimi yani.
gece uyuduklarında odalarına gittim üstlerini örttüm.
çok güzel dostluklar kurmalarını onları mutlu edecek insanlarla yollarının çakışmasını diledim.
Ben daha odalarından çıkmadan üstlerini açmışlardı bile
"Döviz bürosunun bitişiğinde"
"bende ordayım ama seni göremiyorum" "elinde telefon olan benim"
o yolun karşı tarafındaydı.Karşıya geçmesini beklerden sabırsızlandım dursun şu lanet arabalar ve hemen ona sarılayım istedim.Sevgililerimi beklerken bile böyle bir duygu yaşamamıştım.
"Çok değişmişsin" "Sende "
Bun denli değişmesi tuhaf geldi bana .ulan 11-12 yaşlarındaydık.çocuktuk yani...Şimdi aradan yıllar geçti ben evli barklı kadın oldum.iş güç sahibi koca insanlar olmuşuz ikimizde.Değişmemiz çok normal.ama gelde bunu beynime anlat....zamanın hızla akıp geçtiği bir geyik değil.gerçeğin ta kendisi.....
Arkadaşımla karşılaştığımızda ya soğuk nevalenin biri olduysa ,ya avukat oldum ayağına havalardaysa,ya eskiye ait güzel duygularımın içine ederse diye çok korktum.Ama çok şükür korktuğum gibi olmadı.Bunu aynı özlemle oda bana sarılınca hissettim.Sanki 15 yıl geçmemiş yada geçen süreçte de birlikte yıllanmışız gibi...
Ayrılma vakti gelince gitmelerini hiç istemedim.Ama almancılar dönüşte ya gümrük kapısında çok sıra varmış dönmek istediler. o kadar çok konuşulacak şey vardı ki daldan dala atlıyorduk.
anlatmayı unuttuğum çok şey kalmıştı gittiklerinde ve nişanlısına ne kadar şanslı olduğunu söylemeyi de unuttum.ne kadar özlediğimi, ne kadar sevdiğimi de söylememişim bak şimdi farkettim.
onlar gidince zülfüyü dinledim "gözlerin" "bulup yitirmek yitirmek " buydu işte bulup yitirmek.
akşama kadar gözlerin dinledikten sonra melankolik adımlarla eve gittim.Evde kızlarım,mutlu kızlarım kapıyı açınca bana kendime gelmem çok sürmedi.yemekten sonra attım onları arabaya gezdik.kafa dağıttık.5 yaşındaki kızım da diyor ki "anne böyle kızkıza takılmak ne güzel .üç kız geziyoruz."
EVET ÇOK GÜZEL.hayatı ıskalama şansımız yok madem hayatı şölene çevirmeliyiz o halde. dimi yani.
gece uyuduklarında odalarına gittim üstlerini örttüm.
çok güzel dostluklar kurmalarını onları mutlu edecek insanlarla yollarının çakışmasını diledim.
Ben daha odalarından çıkmadan üstlerini açmışlardı bile
Etiketler:
15 yıl,
arkadaşlık,
gözlerin,
ortaokul,
yurt,
zülfü livaneli
18 Ağustos 2009 Salı
hayatı ıskalama lüksün yok senin
yoğun iş tempomun içinde sürüklenirken suratıma bir tokat gibi çarptı bu sözler; hayatı ıskalama lüksün yok senin .Nazım hikmete nasıl aşık olduğumu bilen bir arkadaşım göndermiş bu şiiri bana..Bi de benim arkadaşlarımın doğa üstü güçleri var.ruh halim neye ihtiyaç duyuyorsa birisi buna uygun bi şey mutlaka gönderir ...Yıllardır kahrımı çektiler beni benden iyi biliyolar artık.
işimi mükemmel yapabilmek için uğraşıp didindiğim uykusuz yorgun günlerimin birinde dedim ki bi şeyler yanlış gidiyor...zaman hızla akıp gidiyor.etrafımdaki insanlar bana abla falan demeye başladı.kenarda da yaşadıklarımdan çok yaşayamadıklarım birikmiş.Napsam da hayatımı elime geri alsam diye düşünürken Nazım cığımın bu şiiri ilaç gibi geldi .ne diyor adam hayatı ıskalama lüksün yok senin ..Evet yok.biliyorum biliyorum ama bunun niçin ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.Kendime bir liste yapıcam..beni mutlu eden şeyleri yazıcam ve mutsuz edenleri...sonra bu mutsuz den şeyleri tek tek çıkarıcam hayatımdan...Bide çok stresliyim ben.Cumartesi günleri en yoğun günüm,o yüzden cumartesileri sinirim tavan yapıyor.her şey o kadar mükemmel olsun istiyorum ki hiç bir hata hiç bir eksik olmasın diye didinirken elemanlara da bağırıp çağrıyorum. (nasıl katlanıyorlar bana zavallılar.ama seviyorumda onları hepsi çok iyi çocuklar.)Önce bu stresli halime çözüm bulmalıyım.öfkemi kontrol etmeliyim.Acilen yapmalıyım bunu.Çevremde terör rüzgarları estiriyorum çünkü.
Bi de çözemediğim bir manyaklık var üstümde.2 aydır şu yoğunluk bitsin alcam çocukları yunanistana gitçem diyodum.Al bitti yoğunluk.Şimdi de içimde bir yere gitme isteği yok.Niye böyleyim ben.Ben bile bıktım kendimden.Allah etrafımda kilere sabır versin.
YOK YOK mutlaka kendimi mutlu edecek bir formül bulmalıyım.Halis Toprak ne diyor kendi mutlu olmayan başkasını nasıl mutlu etsin.O da evlendi gencecik kızla herkesin ağzına sakız oldu.Ama sonuçta adam mutlu.Kız mutlu...İşte böyle olmak lazım.Başkaları ne der diye düşünmeden bencilce kendi mutluluğunun peşinde koşmak lazım.bencil ve mutlu günlerimi özlüyorum.Şimdi sevdiklerime öncelik tanıya tanıya kendimi en arka sırada bırakmışım. Bana sıra gelene kadar da hevesim geçiyor zaten vazgeçiyorumyapmak istediklerindem
öyle işte süreüklenip gidiyorum bu aralar..............
işimi mükemmel yapabilmek için uğraşıp didindiğim uykusuz yorgun günlerimin birinde dedim ki bi şeyler yanlış gidiyor...zaman hızla akıp gidiyor.etrafımdaki insanlar bana abla falan demeye başladı.kenarda da yaşadıklarımdan çok yaşayamadıklarım birikmiş.Napsam da hayatımı elime geri alsam diye düşünürken Nazım cığımın bu şiiri ilaç gibi geldi .ne diyor adam hayatı ıskalama lüksün yok senin ..Evet yok.biliyorum biliyorum ama bunun niçin ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.Kendime bir liste yapıcam..beni mutlu eden şeyleri yazıcam ve mutsuz edenleri...sonra bu mutsuz den şeyleri tek tek çıkarıcam hayatımdan...Bide çok stresliyim ben.Cumartesi günleri en yoğun günüm,o yüzden cumartesileri sinirim tavan yapıyor.her şey o kadar mükemmel olsun istiyorum ki hiç bir hata hiç bir eksik olmasın diye didinirken elemanlara da bağırıp çağrıyorum. (nasıl katlanıyorlar bana zavallılar.ama seviyorumda onları hepsi çok iyi çocuklar.)Önce bu stresli halime çözüm bulmalıyım.öfkemi kontrol etmeliyim.Acilen yapmalıyım bunu.Çevremde terör rüzgarları estiriyorum çünkü.
Bi de çözemediğim bir manyaklık var üstümde.2 aydır şu yoğunluk bitsin alcam çocukları yunanistana gitçem diyodum.Al bitti yoğunluk.Şimdi de içimde bir yere gitme isteği yok.Niye böyleyim ben.Ben bile bıktım kendimden.Allah etrafımda kilere sabır versin.
YOK YOK mutlaka kendimi mutlu edecek bir formül bulmalıyım.Halis Toprak ne diyor kendi mutlu olmayan başkasını nasıl mutlu etsin.O da evlendi gencecik kızla herkesin ağzına sakız oldu.Ama sonuçta adam mutlu.Kız mutlu...İşte böyle olmak lazım.Başkaları ne der diye düşünmeden bencilce kendi mutluluğunun peşinde koşmak lazım.bencil ve mutlu günlerimi özlüyorum.Şimdi sevdiklerime öncelik tanıya tanıya kendimi en arka sırada bırakmışım. Bana sıra gelene kadar da hevesim geçiyor zaten vazgeçiyorumyapmak istediklerindem
öyle işte süreüklenip gidiyorum bu aralar..............
Etiketler:
halistoprak,
hayatı ıskalama lüksün yok,
mutluluk,
terör
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)