12 Temmuz 2010 Pazartesi

ihmal yok ,efe boz da yok........


kızımı okula gönderdiğim ilk günü hatırlıyorum.nasılda korumasızdı.kendine yetecek hayat tecrübesi yoktu.yemeğini tek başına yiyebilirdi.tuvalete tek başına gidebilir, ellerini yıkayabilir,dişlerini fırçalayabilirdi pek ala...Bunları bilmek yetermiydi 5 yaşında bir çocuğun tuvalette başına gelebilecek bir tehlikeden kendisini korumaya?Yalnız mı olmalıydı o yaştaki çocuk tuvalette .Hele ki basında üst sınıfların alt sınıftaki birine tecavüzüne bu kadar sık rastlandığı bir dönemde...5 yaşında okula gönderdiğimiz çocuğumuzun üzerine lavobo düşse ,ölse.....İhmal yok diyecekler ardından...Öyle mi bunu kabullenemiyorum işte.Kızımı okuldan almaya gittiğimde bazen girişte ki tuvalette görürdüm onu içim nasıl kötü olurdu anlatamam.3 stajer öğrenci bir yardımcı kadın var sınfta ve çocuklar tek başına tuvalete gidiyor.Ya çıksa okul bahçesinden..5 yaşındaki öpmeye kıyamadığımız çocuğumuzu geri getirebilir mi her hangi bir rapor.Eğitim kurumları değil sadece herkese sesleniyorum lütfen çocuklarımızı koruyalım.

Bir haberde yetiştirme yurdundan .Güvenlik görevlisi yurtta kalan kıza tecavüz etmiş.Kız hamile kalmış.Bakan görmesin diye kızı yurttan yurta kaçırıyorlar.Güvenlikçi kadar oradaki görevli herkesin ayıbı çünkü bu...Lütfen ,lütfen koruyun çocuklarımızı.Mutlu özgüveni yüksek insanlardan oluşsun geleceğimiz.Bizim nesil gibi travmalı asık suratlı insanlar olmasınlar.Gülen yüzler görelim sokaklarda.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

beklediğin ne ölüm mü, yaşam mı

nasıldır ölümü beklemek...yerin altında ..simsiyah bir maden ocağında...Ne düşünür ,ne hisseder insan?Birileri dışarıda onları kurtarmaya çalışırken,onlar yoğun gaza rağmen yaşamaya çalıştılar.Bir yanda yaşam bir yanda ölüm.Neyi beklediğini bilmeden güvenli bir bölgeye geçip beklemek ,nasıldır?Her gün gittikleri maden ocağına yine gittiler o gün.850 . metrede göçük oluştu ,onlar 1050. metredeydi.3 kişi mahsur kaldı.Cansız bedenlerine ulaşıldı akşam.Göçük ün olduğu ilk gün diafonda "burda çok gaz var dediler ,acele edin.."acele ettiler.Bakan geldi...3 günde ulaştılar.O yoğun gaza direnememiş vücutları .Cesetlerine ulaştılar........
Akşam dedim ki "ulaşamamışlar hala işçilere."
Biride ordan dedi "çok çalışıyorlar ama, bakan bile geldi"

4 Temmuz 2010 Pazar

kız arkadaşlar tanrının bize vermeyiunuttuğu kardeşlerdir....

kim anlar bizi en iyi.kime sorarız hangi kıyafetle neyi giysek.kime anlatırız aşklarımızı.terk edilişlerimizde kimin omzunda ağlarız............KIZ ARKADAŞLARIMIZIN....
alışverişler,akşamüstü sohpetleri,mutfak dedikoduları......Allah kimseyi kız arkadaşsız bırakmasın

11 Haziran 2010 Cuma

telaşım var ,yaşama telaşım

Ertuğrul özkök ü dinledim akşam.Babamın öldüğü yaşa kadar yaşasam ,daha 20 papatya mevsimi göreceğim dedi.Bide onun çok sevdiğim bir lafı var "bu yaştan sonra kötü şarap içme lüksüm yok." Sonra işte huzurlu mabedim yıkıldı,dağıldım yine.
Temizlik yap,biber doldur,ütü yap böyle mi sürsün hayatım...Kendimi bunlara adayınca geçip gidiyor zaman.Mutlu olmuyorum elbette ama huzurlu oluyorum.Kendini güvende hissetmenin huzuru bu.Sonra bir gün bir şey oluyor.Bir söz duyuyorum,ya da bir şiir.Kendime ördüğüm kale yıkılıyor.Felsefi yanım ortaya çıkıyor.Bir şey yapmalıyım diyorum.Temizlikten ütüden farklı bir şey...Hiç bir şey de yapamıyorum.Sonra çaresizlikle içim acıyor.Canım yanıyor.
Hayat hızla akıp gidiyor.Daha farklı daha güzel yaşamalıyım evet bunu biliyorum.Ama nasıl olacağının sırrını çözemedim daha.Her sabah aynı yatakta uyanıyorum,kahvaltımı yapıyorum,iş yerime gelip bir kahve içiyorum ,sonra Ayşe Armanı okuyorum..Bazen yoğun olduğumda okuyamıyorum bile ve bu canı mı sıkıyor.Monotonluk kötü evet .Ama bir sabah kalkmasam o yataktan,işe gitmesem ,kahvemi içmesem yürümez ki işler batarım mazallah.Çocuğum gibi büyüttüğüm işim nolur sonra.Her şeyi bırakıp gitmek imkansız. Olmasında zaten.O süslü laflarıyla şairler bizi olmadık hayallere kaptırmasınlar.Kimi neyi bırakıp gidiyorsun.Eşimizi biz seçmedik mi.Çocuğumuz olsun istemedik mi.İşimizi büyütmeyi.Hepsini biz istedik.İnsanlar biriktirdik.Bu da yaşanmışlık zaten.Biz bu kurulu dünya düzeninde monotonluğa ayak uydurmalıyız.Bırakıp gitmeden kaldığımız o yerde mutlu olmanın yolunu bulmalıyız bence. Sonra bırakıp gittiklerimizi özlemek te mutsuz eder bizi.

23 Mayıs 2010 Pazar

bu günlerde herkes gitmek istiyor


bu günlarde herkes gitmek istiyor.keşke yapabilse kendinden kaçabilse insan........ama ne mümkün hadi onu yaptın diyelim..ya sevdiklerini,yüz üstü bırakabilecekmisin..........

bu günlerde herkes gitmek istiyor kimse memnun değil hayatından......

27 Nisan 2010 Salı

kaza geliyorum demedi


saat 9: 00 oldu dükkanda bir yandan çetin imer in hayal adlı kitabını okuyup bir yandan babamın gelmesini bekliyorum.Saatin ilerlemesi canımı sıkıyor şimdiye kadar gelip alması lazımdı beni,kardeşimin evinde geleneksel akraba gecelerinden birine katılıcaz.herkes saat 8:00 de gitmiş kardeşime.Babam evden çıktım geliyorum diye arayalı yarım saat oldu.Geleceği 2 dk. yol.İçime nasıl bir kurt düştü.Kitabın kapağını kapayıp kapıya doğru yürüdüm.Aklımdanda paranoyak şeyler geçiyor.Kızlarımı ve annemide alacaktı arabaya. Allah ım ya kaza yaptılarsa ,neden sanki kızlarıma daha çok sarılmadım ki bu sabah, ezgi ye ise hiç sarılamadım.uyandırmamak için parmak uçlarımda yaklaştım yatağına başucuna eğildim,kokusunu içime çektim.neden daha uzun kalmadım yanında,neden usulca öpmedim.Babamı aramaya korkuyorum.Allah ım nolur bir şey olmasın...nolur...Kardeşimi aradım "babamlar geldi mi" "hayır gelmedi" "iyi geldikleri gibi beni ara,benide alıcaklardı ama unuttular galiba direk sana geliyorlar sandım." kızlarımın mutlu yüzleri geliyor aklıma ve birden telefonum çalıyor.Babamın sesi soğuk ve telaşlı.İşte diyorum allah kahretmesin o kadar aklıma kaza getirdimki sonunda oldu.Hissetmiştim biliyordum."hastanedeyiz "dedi."bir kızın ayağını ezdik " dedi. Hızlıca arabaya bindiğimde kesin öykü dür diyordum .Hastaneye vardığımda baktım ki öykü ve ezgi babamın arabasında oturuyor.Annemde yanlarında.Derin bir oh çektim.ne yalan söyleyeyim kızlarıma bir şey olmadı diye sevindim.Meğerse 3 üniversite öğrencisi karşıya geçmeye çalışıyormuş.bu kız babam ona yol verdi sanmış ayağını yola uzatınca arabanın tekerleği ayağının üzerinden geçmiş.Acile gittiğimde tekerlekli sandalyede acılar içinde gördüm onu.nasıl utandım anlatamam.evet benim kızlarıma bir şey olmamıştı. ama işte bir başka annenin kızı,biricik evladı orada acı çekiyordu.zaman nasıl katılaştırıyor insanı .öğrencilik yıllarımı hatırladım.Ne zorluklar da yaşamıştık onca güzel günün yanında ve bize uzanan elleri hiç unutmadık.Bu kazada vesile oldu bana artık ailesinden uzakta olanlara yardımcı olacağım elimden geldiğince. Neyse ki kızın ayağında kırık yokmuş.Sadece ezilmiş.10 gün ayağına basamayacak.Dün aradım minibüsle okula gidecekmiş.Sabah araba gönderdim ona okuluna gidebilsin diye.10 gün boyunca da biz götüreceğiz okula.Çokta iyi yürekli bir kız zahmet etmeyin minibüsle giderim ben diyor.Bu arada adli vaka olduğu için polise ifadede verildi.Kazadan hemen sonra hastaneye götürmüş babam.doktor olayı sorunca polis çağırmış.Röntgeni çekildi emniyete gittik.O acıyla ,korkusunu üzerinden atamadan henüz ve alçıdaki bacağıyla iki kat yukarıdaki odaya gittik o ve babam ifade verdiler.İki tarafa da davacı olup olmadığı soruldu.Davacı olan yoktu.onu kaldığı yurda bırakırken" iyi geceler ablacım içiniz rahat olsun davacı olmadım" dedi.O an hızlı bir düşünce geçti aklımdan .Davacı olsada ben onunla yine ilgilenecektim.Çünkü o benim gözümde babamdan davacı olmuş biri değil.Bir annenin okuması için yanından ayırmak zorunda kaldığı biricik evladı.acı çeken bir kız çocuğu...Ben ona yardım etmeliyim.Belki benim kızlarıma da zor durumda kaldıklarında yardım eden olur. kimbilir....

22 Nisan 2010 Perşembe

yarın kızlarımla olmak istiyorum...




evet, yaptığım işi çok seviyorum.doğru.ama yarın hiç işim olmasa 23 nisan gösterisini izlesem kızımın,sonra onları alıp pastaneye gitsem dondurma yesek üstümüzü kirlete kirlete,sonra parka gitsek..................................................................başkalarına sattığım saatlerimi çocuklarımdan esirgemek doğrumu..kaderleri mi onların özel günlerde annelerin den ayrı kalmak...yoksa benim artık eve çekilme zamanım mı geldi...bu iş bana göre olmaktan çıkıyomu yoksa....bir büyüseler onlarda dahil olsa yaptığım işe ve hep beraber olsak..............

19 Nisan 2010 Pazartesi

ayşe fatma hayriyeeeeeeeee haydi çifte telliyeee


Düğünlerden birinde farkettim..aslında bu şarkı sözleri çok komik...ama öylesine işlemiş ki ruhumuza hiç yadırgamadan kabullenmişiz.manasını bile bu yaşımda sorguluyorum düşün.yani şu an 13 14 ümde olsam gülmekten ölürüm.Bu neya göz süzmeler ,gerdan kırmalar,hemde tuhaf sözler eşliğinde.bu fasulye 7.5 liraaaa.....hem kaynasın hem oynasın...bide şu var bak ..abe kaynana naptın bizeeee........son gittiğim düğünde ilk kez oturup insanları izle4dim ve gülmekten öldüm...yarının hazırlıklarına başlayacağım birazdan..kutlu doğum haftası programı var.............

7 Nisan 2010 Çarşamba

kuaföre gitmeliyim.........


saçlarım uzadı röflemi tazelemeliyim.....yada saç rengimi mi değiştirsem.bilmiyorum ki...kararsızlıktan erteliyorum her gün kuaföre gitmeyi.bakalım miskinliği atarsam bu öğlenden sonra giderim..hoş sohpette bir arkadaş bulmalıyım yanıma ...tek başıma kuaföre gidince afakanlar basıyo sanki.....ne bileyim bir tuhaf oluyorum.